TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVALARI

TAPU TESCİLİNİN TUTULMASINDAN KAYNAKLI ZARARLARDAN DEVLETİN SORUMLULUĞU

TMK MADDE 1007 “ Sorumluluk

Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.”

 

Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan devlet sorumludur. Tapu işlemleri ile kadastro tespit işlemleri tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda oluşan hatalardan da devlet m.1007 gereğince kusursuz sorumludur.  Sicillerin doğru tutulması görevini üstlenen devlet sicile güven ilkesi gereğince de sicillerdeki yanlış kayıtlardan dolayı zararları ödemeyi de üstlenmektedir. Dayanaksız ya da hukuki duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür.

T.C. YARGITAY 5. Hukuk Dairesi Esas No: 2012/27233 Karar No: 2013/5363 Karar Tarihi: 26.03.2013

“Dava, davacıya ait taşınmazın tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK’nun 1007. maddesi gereğince tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece; hatalı tespitin kadastro çalışmaları sırasında oluştuğu, idarenin eylem ve işleminden doğan zararın çözüm yerinin idari yargı yeri olduğu gerekçesiyle, yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; davacı şirketin dava konusu taşınmazı satın almak suretiyle 17.12.1990 tarihinde iktisap ettiği, daha sonra … Genel Müdürlüğü’nce taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığından bahisle tapu iptali ve tescil davası açıldığı, …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/462 – 2007/272 sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda, taşınmaz orman sınırları içerisinde kaldığından davacı üzerindeki tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden de geçerek 28.06.2011’de kesinleştiği anlaşılmıştır. Tapu Sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından, TMK.’nun 1007. maddesi ile tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiştir. Bu sorumluluk asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan, zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. Sicil tutma işleminden ya da bir işlemin yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda Borçlar Yasası’nın haksız eylemden doğan sorumluluğa ilişkin kurallarının uygulanacağı da kuşkusuzdur. Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini izleyen işlemler olup tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda oluşan hatalardan da Devlet, TMK.’nun 1007. maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve mal varlığına ilişkin (ayni) hakların, yanlış tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden değişmesi ya da yitirilmesi, bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen Devlet, sicillerdeki yanlış kayıtlardan doğan zararları ödemeyi de üstlenmektedir. Dayanaksız ya da hukuki duruma uymayan kayıtlar, düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür. Bu durumda; Devletin kadastro işlemlerinden doğan sorumluluğunun, TMK’ nın 1007. maddesi kapsamında kaldığı düşünüldüğünde, bu tür davalara adli yargıda bakılması gerektiği gözetilerek, işin esasına girilip hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi, Doğru görülmemiştir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U….nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,…”

T.C. YARGITAY 5. Hukuk Dairesi Esas No: 2013/21862 Karar No: 2014/6486 Karar Tarihi: 11.03.2014 “4721 sayılı TMK.nun sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007.maddesi ”Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup, tapu sicil müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece, Devletin memuruna rücuu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.”

HUSUMET

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi, tapu sicilinin aleniliği ve tapu siciline güven ilkelerinin yansımasının sonucu olarak, mülkiyet hakkı ya da başkaca bir aynî hak edinen kişinin, bu sicilin tutulması nedeniyle uğradığı zararın tazminine ilişkin olup, buna göre “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur”

Yüksek Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 2011/9-718 E. – 2012/36 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, HMK’nın 124/4. maddesindeki,“Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir.

bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.

Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.” hükmü uyarınca, somut olayda, tapu müdürlüğünün davalı gösterilmesi ve tapu müdürlüğünün de … vekili tarafından temsil edilmiş olmasının temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.

Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre de, davacı, temsilcideki yanılmayı sonradan düzeltebilir. Temsilcide yanılmanın hukuki yaptırımı, hasımda yanılmada olduğu gibi, davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğurmaz

T.C. YARGITAY 20. Hukuk Dairesi Esas No: 2015/2545 Karar No: 2016/6205 Karar Tarihi: 01.06.2016

Davanın niteliğine göre, husumet …ye yöneltilmesi gerekirken, taraf sıfatı bulunmayan Tapu Müdürlüğü hasım olarak gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin tapu müdürlüğü değil, … olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece tapu müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilcide yanılma hali re’sen gözetilerek, davanın …ye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmesi, …nin delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

** Ancak Yargıtay bazı yeni kararlarında bu konuda, hatta sahte vekaletname ile tapuda işlem yapılmasında illiyet bağı kesilmesi nedeni ile devletin sorumlu tutulamayacağından bahsetmektedir.

DEVLETLE BİRLİKTE ZARARIN DOĞMASINDA KUSURU BULUNAN KİŞİ YA DA KURUMLARDA ZARARLARDAN BİRLİKTE SORUMLU OLMALARI MÜMKÜNDÜR.

Örnek :

T.C. YARGITAY 3. Hukuk Dairesi Esas No: 2013/21230 Karar No: 2014/5604 Karar Tarihi: 08.04.2014

“…Dosya kapsamından, dava dışı Y. isimli kişinin, 4 nolu dairenin sahibi A.’e ait kimlik bilgilerini kullanarak sahte kimlik ile davalı noterden yine dava dışı M. adına 18.01.2006 tarihinde vekalet çıkardığı, oysa vekil tayin edilen M. isimli kişinin vekalet tarihinden önce 21.10.1995 tarihinde vefat ettiği, davalı noterin vekalet veren kişinin ibraz ettiği kimliğinde Demre Nüfus Müdürlüğünden alınmış, T. ve H. isimli çalışanlar tarafından onaylanmış olarak gösterilmesine rağmen, Demre Nüfus Müdürlüğünden gelen yazıya göre söz konusu nüfus cüzdanının kendileri tarafından verilmediği, adı geçen T. ve H. isimli çalışanlarının olmadığının belirtilmesi üzerine ve ayrıca vekil tayin edilen M. isimli kişinin kimlik bilgilerini incelemeden adına vekalet düzenlediği anlaşıldığından davalı noterin kusursuz sorumlu olduğu kabul edilmiştir”

DAVANIN ŞARTLARI :

Zararın doğması ( Bu zarar maddi zarardır, manevi zarar nedeni ile tazminat istenemez) , işlemin hukuka aykırı olması, zarar ile fiil arasında nedensellik bağı olması, zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanması gibi şartların birlikte var olması gerekmektedir.

 SÜRE

T.C. YARGITAY 5. Hukuk Dairesi Esas No: 2013/21132 Karar No: 2014/5211 Karar Tarihi: 27.02.2014

Açıklanan nedenlerle; T.M.K.nun 1007. maddesinde de düzenlenen objektif sorumluluk halinin 818 Sayılı Borçlar Kanununun 41 vd. maddelerinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğuyla ilgisi bulunmadığından, aynı Kanunun 60. maddesindeki zamanaşımı; kurallarının uygulanma imkanı bulunmadığı gibi, T.M.K.nun 1007. maddesine dayanılarak açılan davalar için de, ayrıca zamanaşımı süresi belirlenmemiştir. Bu itibarla 818 Sayılı Borçlar Kanununun 125/6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 146. maddesindeki 10 YILLIK GENEL ZAMANAŞIMı süresi uygulanmalıdır.

YARGI YERİ

Görevli ve Yetkili Mahkeme tapu sicilinin bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay Kararları da bu yöndedir.


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Derin Özşeker ‘e ve  Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a aittir. Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60


KAYNAKÇA ;

T.C. YARGITAY 5. Hukuk Dairesi Esas No: 2012/27233 Karar No: 2013/5363 Karar Tarihi: 26.03.2013

T.C. YARGITAY 20. Hukuk Dairesi Esas No: 2015/2545 Karar No: 2016/6205 Karar Tarihi: 01.06.2016

T.C. YARGITAY 5. Hukuk Dairesi Esas No: 2013/21132 Karar No: 2014/5211 Karar Tarihi: 27.02.2014

T.C. YARGITAY 5. Hukuk Dairesi Esas No: 2013/21132 Karar No: 2014/5211 Karar Tarihi: 27.02.2014

GAYRİMENKUL DAVALARI -Prof. Dr. Ayşe HAVUTÇU – Prof Dr. Müslüm AKINCI – Av. Mutlu DİNÇ sayfa 1520 


GAYRİMENKUL HUKUKU ALANINDA DİĞER ÇALIŞMALARIMIZ İÇİN TIKLAYINIZ ;