Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin yasal mal rejimi olarak  seçildiği evliliklerde evliliğin sona ermesi üzerine evlilik birliği içerisinde edinilen taşınır ve taşınmaz mallarda tescili ve /veya tapusu üzerine yapılmayan eşin diğer eşteki alacak miktarıdır.

Katılma alacağı, değer artış payı alacağı, katkı payı alacakları daha çok evliliğin boşanma ile sona erdiği durumlarda söz konusu olmaktadır.

Katılma alacağı, değer artış payı alacağı, katkı payı alacaklarının ne olduğunu Bodrum İlçesinde Faaliyet gösteren Özşeker Hukuk Bürosu olarak ‘’Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesi’’ başlıklı yazımızda anlatmıştık. Bodrum ilçesinde faaliyet gösteren hukuk büromuz bu yazımızda ise evliliğin ölüm ile sonuçlanması halinde mirasçıların katılma alacağı talep hakkı olup olmaması konusunu incelemektedir.

Bilindiği üzere katılma alacağı, katkı payı alacağı, değer artış payı alacakları boşanma davası ile birlikte veya ayrı olarak açılacak mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak davası olarak açılabilir. Boşanma davası ile birlikte açılırsa hakim katılma alacağı, katkı payı alacağı, değer artış payı alacakları bakımından dosyayı ayırır ve dosyaya yeni esas numarası verir.Konuyla ilgili daha fazla bilgi almak için Bodrum ilçesinde  faaliyet gösteren Özşeker Hukuk Bürosunu arayabilirsiniz.

Halk arasında mal davası olarak bilinen bu dava açıldıktan sonra davacı vefat ederse mirasçıları davaya devam edebilir.

Peki eşler arasındaki evlilik boşanma davası açılmadan önce hatta ve hatta taraflar çok iyi anlaşırken evlilik ölüm ile sonuçlanırsa mirasçılar katılma alacağı talep edebilirler mi?

Mirasçıların Katılma Alacağı Talep Hakkı Var Mıdır?

Evliliğin ölüm ile sona erdiği hallerde de mirasçıların katılma alacağı talep hakkı vardır. Bu dava ölüm halinde mal rejimin tasfiyesi davasıdır.

Ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesini ölenin mirasçıları talep edebilir. Nitekim TMK’nun 225 maddesinin 1. Fıkrası ‘’ Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer’’ şeklinde düzenlenmiştir.

Mirasçıların bunu talep etme süresi 10 yıldır. Aksi durumda zamanaşımına uğrar. Konuyla ilgili daha fazla bilgi almak için Bodrum ilçesinde  faaliyet gösteren Özşeker Hukuk Bürosunu arayabilirsiniz.

Yargıtay kararı 

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2010/4144 esas, 2011/2038 karar, 11.04.2011 tarihli kararı ‘’Davacıların murisi N. ile davalıların murisi M. 08.10.1988 tarihinde evlenmiş, 27.04.2003 tarihinde eşler ve çocukları B. ile M.C. karbonmonoksit zehirlenmesi suretiyle ölmüşlerdir. Bu tarihte de mal rejimi sona ermiştir (TMK’nın 225/1. madde). Eşlerin birlikte ölümüyle katılma rejiminin sona ermesi halinde hangisinin diğerinden önce veya sonra öldüğü belirlenemiyorsa, bunların aynı anda ölmüş oldukları karinesi geçerli olacaktır. Ölümle miras edinme ehliyeti ve kişilik son bulduğundan birinin ölümü anında, diğer eş sağ olmadığı için eşler birbirinin mirasçısı veya vasiyet alacaklısı olamayacaktır. Buna karşın eşlerin katılma alacakları miras haklarından ayrı olduğundan katılma rejimi birlikte ölüm karinesi gereğince eşlerin ölümü anında sona erecek, ancak ölümle sona eren katılma rejiminin tasfiyesi sonunda katılma alacağı veya alacakları doğarsa, bu alacak hakları eşlerin kanuni mirasçılarına intikal edecektir. Çünkü aynı anda ölenlerin birlikte ölüm karinesi gereğince birbirlerine mirasçı olamayacakları kural ise de; bu kişilerin her birinin mirası kendi mirasçılarına geçecek, dolayısıyla bu mirasçılar katılma alacağı borçlusu eşin mirasçılarından katılma alacağıyla ilgili miras haklarını talep edebileceklerdir. Bu açıklamalar karşısında birlikte öldükleri anlaşılan eşlerden N.’ın mirasçıları, varsa katılma alacağına ilişkin haklarını diğer eşin mirasçılarından talep edebileceklerdir.

Dava konusu 1812 ada 88 parselde bulunan 4 nolu daire 04.10.2002 tarihinde, 4721 sayılı TMK.’nın yürürlüğe girmesinden sonra edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde, 310 ada 17 parselde bulunan 5 nolu daire ise 27.09.1996 tarihinde, yani 743 sayılı TMK.’nın 170. maddesi gereğince mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilerek davalıların murisi M. adına tescil edilmiştir. B… Evleri Konut Yapı Kooperatifinden alındığı iddia edilen taşınmaza ilişkin dosyada yeterli bilgi mevcut bulunmadığından edinilme tarihi bilinememektedir. Davacılar vekili, edinilen mallara katkı sebebiyle alacak isteğinde bulunmuştur. Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mal bakımından, TMK.’nın 178. maddesinde yıl geçmekle zamanaşımına uğrar> denilmektedir. Görüldüğü gibi madde metninde ölüm sebebiyle mal rejiminin sona ermesinden söz edilmemektedir. TMK.’nın 225/1 fıkrasında; <mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka mal rejiminin kabulüyle sona ereceği> öngörülmüştür. TMK.’nın 178. maddesinde ölümden söz edilmediğine göre, TMK.’nın 5. maddesi yoluyla somut olayda Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. 01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı TMK’nın yürürlükte olduğu dönemde edinilen mal bakımından da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1 ve 10. maddeleri de dikkate alındığında 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanamaz. BK. 125. maddesinde 10 yıllık müruru zamana tabidir> hükmündeki her dava sözcüklerini şeklinde anlamak gerekir. Diğer bir deyişle, mal rejiminin ölüm sebebiyle sona ermesi halinde, taşınmazın hangi mal rejimine tabi olduğu nazara alınmaksızın 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Mahkemece ölümün gerçekleştiği 27.04.2003 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği dikkate alınarak işin esasıyla ilgili olarak dava konusu her üç taşınmaz bakımından deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, 1 yıllık zamanaşımının geçtiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün HUMK.’nın 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 11.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. ” şeklindedir.

 

Daha fazla bilgi için Bodrum ilçesinde faaliyet gösteren ÖZŞEKER HUKUK Bürosu’nu arayabilirsiniz.

 


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Web Sitesi içerisinde paylaştığımız genel hukuki bilgiler ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde   cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Yazıların kullanılmasından kaynaklı mağduriyetten tarafımız sorumluluk almamaktadır. Hukuk büromuz Bodrum’da görev yapmaktadır. Genellikle Bodrum’daki uyuşmazlıklarla ilgili davalara bakılmaktadır. Bodrum Avukatları olarak Muğla Barosuna bağlı avukatlarız. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60

Daha fazla bilgi için Bodrum ilçesinde faaliyet gösteren ÖZŞEKER HUKUK Bürosu’nu arayabilirsiniz.