BODRUM BOŞANMA AVUKATI
TÜRK HUKUKUNDA MAL REJİMLERİ


Türk Hukukunda Mal rejimleri nelerdir? Türk Medeni Kanunun akdi mal rejimleri olarak ,TMK madde 202 de düzenlenen, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejimi, yasal mal rejimi olarak da edinilmiş mallara katılma rejimini kabul etmiştir. TMK madde 202 “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.” demektedir.
Kanuni mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimi olmakla birlikte eşler dilerse akdi rejim olarak, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilecektir. Eşler mal rejimini evlilikten önce veya sonra seçebilmektedirler. TMK 203 maddesi “Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.” Bu maddeden anlaşıldığı üzere taraflar ancak kanunun izin verdiği ölçüde mal rejimi seçebilecek, değiştirebilecek veya kaldırabilecektir. Mal rejimi sözleşmeleri seçildiği tarihten itibaren ileriye etkili şekilde kendilerini göstermektedirler. Yani mal rejimi sözleşmesi sözleşmenin yapıldığı andan itibaren edinilmiş mallar üzerinde etkisini göstermektedir. Bunun tek bir istinası vardır ;Bir defaya mahsus 31/12/2002 tarihine kadar eşler notere giderek evliliklerinin başından itibaren edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olmasını isteyebileceklerdir. SADECE bu yasal mal rejimini seçmeleri ile mal rejiminin evliliklerinin başından itibaren mal varlıkları üzerinde geriye etkili olarak kanunu yürütebileceklerdir.(di)
1/1/2002 den sonra “Edinilmiş Mallara Katılma” rejimi gelmiştir. 1/1/2002 den önce evlenenler evlilik tarihinden 1/1/2002 ye kadar o dönemde mevcut kanuni mal rejimi olan mal ayrılığı (veya hangi mal rejimine tabi iseler o mal rejimi) 1/1/2002 den sonra ise ( evlenme tarihi itibari ile bir yıl içinde seçilmiş başkaca bir rejim yok ise) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanacaktır. Tabi eşler bu süreçte yeni bir mal rejimi yapmamışlar ise bu şekilde uygulanacaktır.
Eğer TMK yürürlüğe girmeden önce açılmış boşanma veya iptal davası var ise o halde eşler arasında tabi olan mal rejimi uygulanır. Eğer ki dava red ile sonuçlanırsa, kararın kesinleşmesini izleyen bir yıl içerisinde başka bir mal rejimi seçmedikleri halde kanunun yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere, yani 1.1.2002 tarihinden itibaren haklarında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Burada bahsedilen bir yıl içerisinde seçecekleri mal rejiminin evlilik tarihinden itibaren uygulanacağını kararlaştırabilecekleri gibi başka bir tarih ile de mal rejiminin uygulanmaya başlanacağı tarihi belirleyebilirler.
EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ
Edinilmiş mal her eşin mal rejimi devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mallardır. Kanun koyucu özellikle edinilmiş malları kanunda işaret etmiştir. TMK madde 219 ; “Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır: 1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler, 2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, 3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, 4. Kişisel mallarının gelirleri, 5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler…

Kişisel mallar TMK kanunun 220. Maddesinde “Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır: 1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, 2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, 3. Manevî tazminat alacakları, 4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.Eşler sözleşme serbestisi gereğince, mal rejimi sözleşmesiyle bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gerekirken mal varlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağı kabul edilebilir. Kişisel malların gelirlerinin de kişisel mal sayılacağını, edinilmiş mallara dahil olmayacağını kararlaştırabilirler.”

Ancak kural olan, kişisel malların gelirlerinin edinilmiş  mal kabul edildiğidir. Uygulamada en çok kiralarda karşımıza çıkmaktadır. Evlenmeden önce alınan evin geliri (kirası) edinilmiş mallara girmektedir. Eşlerden biri, bir şirkette evlilik öncesinde hissedar olsa bile evlilik içinde şirketin elde ettiği gelir (kar payı) mevcutsa ve tasfiye anında duruyorsa, o kısım tasfiyeye girmektedir..

Edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağı söz konusudur. Katılma alacağı nakdi bir alacaktır. Edinilmiş mallara katılma rejiminden bahsedecek olursak malların yarısı eşindir. Bunun tek istisnası, zina ve hayata kast durumlarıdır. Böyle bir durumda hakim kusurlu eşe indirim uygulayabilmektedir. Katılma alacağı tasfiye aşamasında alınacak paydır, değer artış pay ile karıştırmamak gerekmektedir. Değer artış payı her tasfiyede mümkün değildir bazen de sadece değer artış payı talep edilebilmektedir.

Kanuni edinilmiş mallara katılma rejiminden anlaşılan ;kişi kendi geliri(maaşı)  ile malın değerini ödediyse, diğer eş hiç katkıda bulunmasa bile dünyanın en kötü, tembel, umursamaz eşi dahi olsa yarısı diğer eşin katılma alacağıdır.  Bir mal evlilik ile boşanma dava tarihi arasında ise karşılığı da çalışarak kazanılan paradan alındıysa (Kişisel mallardan verilmedi ise)  o malın yarısı diğer eşindir.Burada önemli olan karşılığının ne zaman verildiğidir. Mesela kooperatiflerde veya kredi ile alınan mallarda, evlilik öncesi krediye başvurulmuştur. Kredinin bir kısmı evlenmeden önce ödenmiştir kalan kısmı evlilik içerisinde ödenmiş ise kabaca yüzde hesabı ile katılma alacağı hesaplanır. Karşılığı ne zaman verildiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bir de ödemenin nereden yapıldığını bakılmaktadır. Eşlerin kişisel mallarının gelirleri edinilmiş mal kabul edildiği için, maaşları ile çalışıp aldıkları mallar üzerinde diğer eşin yarı oranında katılma alacağı olmaktadır.

Kanun koyucu özellikle şunlardır diye edinilmiş malları işaret etmiştir. Emekli tazminatı, zorunlu emeklilik tazminatları, OYAK ve  bu tür ödemeler, bu tür ödemelerde aldığı tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ödenen kısımlar tasfiyeye girer. Mesela,  OYAKtan emekli olduktan  bir ay sonra boşandıklarında ancak 1 aylık kısım tasfiyeye girmektedir.

MAL AYRILIĞI

Mal ayrılığı akdi rejimdir. Eşlerden her biri yasal sınırlar içerisinde kendi mal varlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkına sahiptir. Burada eşlerin kişisel malları mevcuttur, burada edinilmiş mallardan bahsedilemeyecektir. Mal ayrılığında katkı payı alacağından söz edilebilmektedir, edinilmiş malda bu katılım payı alacağıdır. Bir eş diğer eşe edindiği malda katkıda bulunduysa değer artışı mevcutsa, karşı tarafın adına olan mala katkıda bulundu diyoruz ve onu talep ediyoruz.

Her eş kişisel borçlarından, evlilik birliğini temsilen yaptıkları işlemler dışında borçlarından kendisine ait malların tamamıyla alacaklıya karşı sorumlu olacaktır. Bir anlatımla eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığı sorumlu olacaktır. ,Mal ayrılığı rejiminin sona ermesi halinde her eş diğerinde bulunan mallarını geri alır, diğer taraftan mal ayrılığı rejiminde de rejim sona erdiğinde üstün yararı olduğunu kanıtlayan eş diğer önlemler yanında eşine payının ödeme günündeki karşılığını vermek suretiyle paylı mülkiyet konusu malın kendisine verilmesini isteyebilecektir. Eşlerden birine ait mala diğer eşin iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, ya da o malın edinilmesine katkıda bulunmuşsa mal rejiminin sona ermesi halinde katkısı oranında uygun bir bedel ödenmesini de isteyebilecektir.

PAYLAŞMALI MAL AYRILIĞI

Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi taraflardan birinin ölümü, başka bir mal rejiminin kabulü, mahkemece evliliğin iptali, boşanmaya ve mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hallerinde sona erecektir. Bu durumda rejimin tasfiyesine geçilecektir. Bu rejimin kurulmasından sonra eşlerden biri tarafından edinilip de ailenin ortak kullanım ve yararlanmasına özgülenmiş olan mallar ile ailenin geleceğini güvence altına alma amacıyla yapılan yatırımlar veya bunların yerine geçen değerler mal rejiminin sona ermesi halinde eşler arasında eşit olarak paylaşılacaktır.

Paylı mülkiyette bir mal varlığı varsa bir eş üstünde üstün menfaati varsa o malın kendisine aynen verilmesini talep edebilir. Mesela kadın eş eczacı ve eczacı dükkanı var, eşiyle ½ müşterekler, boşanma haliyle ½ sini nakdi ödememle eczanenin kendi üzerine bırakılmasını isteyebilir. Paylı mülkiyete özgü bir taleptir. Bir de ölüm halinde tasfiyede sağ kalan eşin eski yaşantısını devam ettirmek için ölen eşin mal varlığı üzerinde haklı bir gerekçe varsa kullanma hakkını( mesela oturdukları evi), payını ödeyerek katılma alacağından mahsup edilip kalan bedel ödeyerek, tapu iptal tescil talep etmesi mümkün. Katılma alacağına mahsuben ayni taleplerde bu durumlarda bulunabiliyoruz.

MAL ORTAKLIĞI REJİMİ

Eşlerin ortaklık malları ile kişisel malları mevcuttur. Eşler olağan yönetim dışında ortaklık malları üzerinde tek başına tasarrufta bulunmayacaktır. Eşler ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak elbirliği şeklinde mülkiyet söz konusu olacaktır. Ortaklık devam ettiği sürece paylaşma yapılamaz, bir pay üzerinde tasarrufta bulunamaz.Ortaklık borçlarından da eşler hem kişisel malları ile hem de ortaklık malları ile sorumludurlar. Eşlerden biri diğerinin rızası ile ortaklık mallarını kullanarak bir mesleğin icrasını gerçekleştirebilir. Eşler diğerinin rızasını almadıkça ortaklık malına girecek olan mirası reddedemezler. Mal ortaklığının sona ermesi halinde eşlerden her

biri ortaklık malı ile ilgili işlemlerden dolayı vekil gibi sorumludur. Yönetim giderleri de ortaklık mallarından karşılanır.

HAKİM KARARI İLE MAL REJİMİ (OLAĞANÜSTÜ MAL REJİMİ)

Taraflardan biri mal ayrılığına geçmek ister diğeri istemez ise o halde tek taraflı talep ile koşullarda uygun ise mahkeme kanalı ile mal ayrılığına geçiş mümkündür. TMK Madde 206 “Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir: 1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması, 2., istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,  3. ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,  4. istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması, 5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması. Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.”

Mahkeme incelemesi neticesinde haklı sebepler  var ise mal ayrılığına geçiş mümkündür. Kanun maddesinde yazılanlar sınırlama değildir ama bize yol göstermektedir. Eşlerden birinin diğerinin borçlarını bilmemesi, diğer eşin mal ayrılığı isteyen eşten borçları saklaması gibi. Bu durumlar mal ayrılığı isteminde haklı sebep olduğu söyleyebilir. Mal ayrılığına geçiş talebinin temelinde ortada da malvarlığını tehdit eden bir durum söz konusu olmasıdır.  Korunan menfaat, eşlerden birinin katılma alacağıdır ve bu katılma alacağının zarar görüyor olmasıdır. Herkes kendi borcundan kendi malvarlığı ile sorumludur ancak burada zarara uğrayan diğer eşin (borcu olmayan eşin) katılma alacağı zarar görüyor olmasıdır.

Bununla birlikte mal ayrılığına geçiş talep edildiği gibi tasfiye de talep edilebilir. Hakim de tasfiye talebini ayırır ve bekletici mesele yapar. Ya da ayrı bir dava olarak da her zaman tasfiye davası açabilmektedir. Boşanma olmadığı halde tasfiye davası açılması hakkı da mevcut. Yani tasfiye davasının açılması için illa boşanma davasının varlığı gerekmemektedir. Burada boşanma yok, ölüm yok, ancak evlenme devam ederken  tek taraflı olarak mal ayrılığı rejimine geçiş hakkı tanınmaktadır. Mal ayrılığı gerektiren sebebin ortadan kalkması ile hakim eski mal rejimine dönülmesine karar verilmesini de isteyebilir.

Mal ortaklığı rejimi eşlerden birinin iflasa düşmesi halinde kendiliğinden mal ayrılığına dönüşecektir. TMK 209 alacaklı zarara uğrarsa o halde de mal ayrılığı rejimini talep edebilecektir. Eşin diğer eşe malları hakkında bilgi vermemesi , bilgi vermekten kaçınması, mal ayrılığı rejimine dönüştürülmesinde haklı sebeptir. Eşlerden birinin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması her iki tarafa da haklı olarak mal ayrılığı rejimini isteme hakkını verir.

Boşanma davasının reddi halinde eşi ile fiili ayrılık döneminde edindiği mallarda diğer eşin hak sahibi olmaması için TMK 206 maddesine dayalı olarak mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesini istenebilecektir.  Aldatma nedeni ile durumlar da da yine eş hakimden mal ayrılığı isteyebilir.

Sözleşme ile eğer mal rejimi sona erdiyse ( Mal ayrılığına) geçtilerse o halde tasfiye davası açılabilir.

MAL REJİMLERİ NE ZAMAN SEÇİLEBİLİR?

Mal rejimi Noterde düzenleme veya onaylama şekinde yapılacaktır. Evlenme memuru önünde hangi mal rejimini arzu ettiklerini yazılı olarak bildirmek suretiyle de mal rejimlerinde biri seçilmiş oluyor ancak Noter huzurunda yapılan mal rejimlerinde kanunun izin verdiği değişiklikleri yapabilmekteyiz.Yani mal rejimi sözleşmesi noterler re’sen düzenleme şeklinde yapılabileceği gibi tarafların hazırlayıp imzalayıp sözleşmenin noterlerce onaylanması şeklinde de yapılabilecektir. Ancak Karma bir MAL REJİMİ yapılamayacaktır. Yani biraz ondan alayım biraz da şundan alayım şeklinde karma bir mal rejimi oluşturamazsınız.

Yapılacak sözleşmeler geriye etkili de olmayacaktır. Evlenmeden sonra yapılan mal rejimi seçimlerinde, noterde yapılan mal rejimlerine ilişkin sözleşmeler, yapıldığı tarihten sonraki dönem için etkili olacaktır. Noterde yapılan sözleşme öncesinde alınan malları, o anda geçerli olan mal rejimlerine tabi olacaklardır. Ayrıca evlendirme memuruna bildirmek sureti ile seçilen mal rejimlerinde o anda değişiklik yapılmadan bütünüyle var olduğu şekliyle seçilmiş olunuyor .

Bir malın hangi eşe ait olduğu hususu ispatlanamıyorsa o mal eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilecektir.

MAL REJİMİNİ KİMLER YAPABİLİR?

Mal rejimi sözleşmesi sadece ayırt etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilmektedir. Küçükler ve kısıtlılar mal rejimi sözleşmesi için yasal temsilcilerinin rızasını almak zorundadır. Yasal temsilcilerinin rızasının alınmaması, kısıtlılarda vesayet makamının izni olmaması halinde sözleşme geçersiz olacaktır.

MAL REJİMİ NE ZAMAN SONA ERER?

Yasal mal rejimi 1/1/2002 tarihi itibari ile veya evlenme ile başlar. Boşanma dava tarihi itibari ile mal rejimi sona erer, o halde boşanma dava tarihine kadarki mallar mal rejimine tabidir. Boşanma davasından sonraki malları kapsamamaktadır. Tasfiye tarihi ise mal rejimi davasının karar tarihidir. Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermektedir. Boşanma davasının açılması dışında ölüm ile sona ererse ölüm anı, evliliğin iptali söz konusu ise iptal davasının açıldığı tarihi itibari ile mahkeme kanalı ile mal ayrılığına geçildi ise bu davanın açıldığı tarih, notere gidildi ise bu tarihte sona erilmiş oluyor.

EŞLER ARASINDAKİ BORÇLAR

Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemektedir. Bir borcun yerine getirilmesi borçlu eşi evlilik birliği içerisinde tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacak ise bu eş ödeme için süre isteyebilmektedir.  Evlilik devam ederken cebri icra yasağı kaldırılmıştır. Bu nedenle alacaklı eş borçlu eş hakkında her zaman icra yolu ile takipte bulunarak alacağını tahsil yoluna gidebilecektir. Evlilik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecek ve teminatla süre verilebilecektir. Borçlu eş ödeme için uygun süre isteyebilir ve vade talebinde bulunabilir.

Taraflar bunun aksine anlaşma yapabilecekleri gibi anlaşma ile faiz oranını, vade süresini ve güvence nev’i ve miktarını da serbestçe belirleyebilecektir.

EKLENECEK DEĞERLER NELERDİR?

Mal rejimi sona ermesinden itibaren bir seneye dönük eşin rızası olmadan karşılıksız verilen hediyeler, ( Mesela boşanma davası açılmadan bir sene içerisinde kadının

rızası olmadan kardeşine düğün hediyesi ev alan eşe karşı, kadın eş ben bu malın mal varlığına eklenmesini istiyorum,diyebilir.) kötü niyetli devirler varsa onlar mevcutmuş gibi tasfiyeye eklenir. Eklenecek değerler boşanma davasından önce elden çıkanlardır. Boşanma davası açılmadan evvel eşlerin oturdukları ev bir anda satılmış ise Yargıtay bu tür devirleri özellikle dava tarihine yakın olanları, olayın gelişimi katılma alacağını azaltmak kastı ile yapıldığı anlaşılıyorsa eklenecek değer olarak dikkate alıyor. İspat yükünü hafifleten, zorlamayan kararları var.Eklenecek değerlerin neler olduğu hususunda muvazaanın genel şartlarından da faydalanılmaktadır.

TMK 241. Madde, “Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.” Bu maddede anlaşıldığı üzere tasfiye için üçüncü kişilere dava açma hakkımız var. Bir mal varlığı eklenecek değerse borçlu eşin mal varlığı bizim alacağımızı karşılamıyorsa o halde eksik kalan kısım için üçüncü kişilere dava açabiliyoruz.Mesela mal varlığını kardeşine devretmiş eşin devir işlemlerini yaptığı mallar eklenecek değer olur, ama mal varlığı bunu karşılamıyor ise o halde kardeşten bunu isteme hakkı doğar.

Karşılıksız kazandırmalarda kazandırmayla kısıtlı. Kanunda kazandırmanın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl mal rejiminin sona ermesinden itibaren 5 yıl olarak hak düşürücü süre var. Öğrenmeyi katılma alacağının eksik kaldığı halde 1 yıl içinde dava açıcaz. 5 yıl boşanma dava tarihinden itibaren başlamaktadır. Eksik kalan için üçüncü kişiye gitme süresini şu şekilde açıklayabiliriz ;Boşanma davası açıcaksın ,mal rejimi tasfiye isteyecekseniz, o bekletici mesele olacak , o dava o sene sona erecek ve icraya koyacaksınız , tahsil edemediğinizi anlayacaksınız o zaman üçüncü kişiye dava açacaksınız anlamına gelmektedir. Ayrıca  bunların hepsini boşanma davası açıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde yapılması gerekiyor. Günümüz şartlarında bu süreler içerisinde bu işlemlerin tamamını gerçekleştirmek mümkün değildir, süre yetmemektedir. Hemen açıldığında husumet yokluğundan  reddedilme durumu ile karşı karşıya kalmaktayız. Bunu yapabilmek için üçüncü kişiye mal rejimi ihtar etmemiz gerekiyor.İhbar edilme bir şarttır.

Çözüm olarak, mal rejimi davasında üçüncü kişiyi taraf yapın o zaman mahkeme ayırır ve bekletici mesele yapar, oldu. Üçüncü kişiye karşı davalı olarak gösterildiğinde hemen ayırırsa ihbar yükümlülüğü tehlikeye girer. Çünkü  üçüncü kişi bunun gerçek bir satış olduğunu ispat etmesi için süre verilmesi gerekecek. Genelde tedbir amaçlı olarak üçüncü kişiyi davalı olarak gösteriliyor(kesinlikle doğru bir yol olduğu söylenemez uygulamada sıklıkla tercih edilen yoldur), sürenin kaçmaması için. Bu işlemler ve üçüncü kişiye dava açılması durumları malın edinilmiş mal  olduğu ve eklenecek değerler arasında olması halinde yapılmaktadır. Bu yollara başvurulması tasarrufun iptali davası ayrıca açılmasına engel değildir. Bu eşler arasında düzenlenmiş özel tasarrufun iptali konusunu oluşturmaktadır.

DENKLEŞTİRME

Bir eşin bir mal kesiminden diğer kesimdeki mali edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunmuşsa, değer arttırması veya azaltılması durumunda denkleştirme katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önceden elden çıkmış ise hakkaniyete göre yapılır. Yani bir eşin iki mal grubu birbirine karışırsa, edinilmiş mal ile kişisel malları birbirlerine karışırsa bunları ayırma işine denkleştirme denir. Kadının erkeğe bilezik vermediğini, bilezikleri de ekleyerek kendi üzerine mal aldığını düşünelim. Malın yarısını da talep etti. Kadın eş derki, malın yarısında kendi kişisel malımda var. Kişisel malım var demek denkleştirme yap demektir.

Örnek vermek gerekirse kadın eşin düğünde takılan altınları erkeğe vererek git  bununla bir ev al dediğini düşünün. Kadının bileziklerinin 20.000 olduğunu düşünün 100.000 bir ev alınacak. Erkek adına 100.000 ev alındı. Aradan zaman geçti ev 300.000 oldu boşanma davası açıldı. Kadında bu evin tasfiye edilmesini istedi. Eğer altınlar olmasaydı kadın 150.000 katılma alacağı alacaktır. İçinde kendi kişisel malı da var. Bilezikler ona aitti. O zaman o bilezikleri ayırmamız gerekmektedir.  100 e 20 katkıda bulundu. 300 de 60.000 olarak oranlıyoruz o halde 60.000 değer artış payı, 300.000-60.000 TL= 240.000 TL üzerinden ½ oranında katılma payı alacağı oluyor. Sadece alım sırasında bu değerin korunması da mümkün.Katkısı oranında alacak hakkında sahip olur. Tasfiye zamanındaki değerine göre alır.

Bir değer kaybı varsa başlangıçta ne koyduysa onu alır. Arabalar eskiden böyleydi . Bu mal elden çıkarılsa bile hakim hakkaniyete göre bir değer belirliyor. Katılma alacağında malın mutlaka mevcut olması gerekiyor veya kötü niyetli veya başka bir sebeple elden çıkarılmış olması gerekir. Değer artışında ise mal elden çıkarılmışsa bile hakkaniyetli olarak bir değerin biçilmesi gerekmektedir. Yani kaçırmak için çıktıysa mevcutmuş gibi verecek borç için satıldıysa hakkaniyet oranında verilecek.

Artık değer, katılma alacağı artık değere katılarak bulunur. Eklenecek değerleri ekledik denkleştirme yaptık borçları çıkardık kalan artık değer üzerinden katılma alacağı hesaplanacaktır.

Sürüm değeri neyse o tespit edilecek. O sürüm değeri güncel değeridir. Malların güncel değerleri tasfiyeye girecektir. Mal rejiminin sona erdiği güncel değeridir. 2 katın değeri talep edilebiliyor. Boşanma davası açıldığı günki malların fotoğrafını çekiyoruz. Boşanma davasını açtığımız tarihte belirlediğimiz malların tarihlere göre değerleri biçiliyor.

Karşılıklı alacaklar varsa,  erkek eşin üzerinde ev var ve edinilmiş mallara katılma rejimine göre yarı değeri kadın eşin hakkıdır, kadın eş de ise araba var yarısı da erkek eşindir. Bu durumlarda karşı dava açılabilir, cevap dilekçesinde takas mahsup talebinde bulunabilirsiniz. HMK da ki kurala göre harçsız olarak dilekçeler teatisi bitene kadar takas iddiasında bulunabilirsiniz.

Eşlerin mal rejimi tasfiyesi neticesinde davalı eşde ödeme yapacak para yok ama üzerinde tarla varsa  o zaman tarlayla ayni olarak ödeyebilir.Bunları hakim karar verebilir ve karşı tarafın onayına gerek yoktur. Müvekkilimiz için ödeme güçlüğü yaratıcaksa teminatla erteleme yapılabilir. Karar kesinleşmesiyle karar tarihinden faiz işler.

Mal rejimlerine ilişkin dava açılacağı zaman aile hukukunda uzman bir avukattan yardım almanızı önemle belirtmekteyiz. Makalelerin telif hakkı Av. Sevin Özşeker Karabudak’a ait olup, izinsiz olarak başka web sitelerinde paylaşılması halinde hukuki işleme başvurulacaktır. Yazı içeriklerini dilekçelerinizde kullanabilirsiniz.