KUSURLU DAVRANIŞLARIN VE KUSUR DURUMUNUN KARARDA BELİRTİLMEMESİ

 

Aile mahkemesinde görülen davalarda kusur durumu büyük önem arz etmektedir. Özellikle boşanma davasının mali sonuçları bakımından kusur durumunun tespiti büyük önem taşımaktadır. Örneğin hakimin boşanma davasında maddi tazminata hükmedebilmesi için talepte bulunan eşin; boşanmaya sebep olaylarda kusursuz yada daha az kusurlu olması gerekmektedir. Bu nedenle gerekçeli kararlarda eşlerin kusur durumları, hangi vakıaların kusur olarak nitelendirildiği açıkça belirtilmelidir. Bu hususları içermeyen gerekçeli kararlar usul ve yasaya aykırı olmaktadır.

 

Nitekim YARGITAY 2. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/8866 Karar No: 2021/8414 , 10.11.2021 tarihli kararı’’ …. Mahkemece; “Davalının Almanyadan malülen emekli olduğu, Almanya makamlarından sosyal yardım aldığı, davacı eşinin maddi destekte bulunmaması, eşinin ihtiyaçlarını karşılama noktasında duyarsız kalması sebebiyle Türkiye’ye dönemediği ve uzun süre kalamadığı, taraflar arasında geçimsizlik bulunduğu ve evlilik birliğini yürütme iradesinden uzak oldukları, evli kalmalarının kendilerine, topluma, ailesine fayda sağlamayacağı, mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığının kuşkusuz olduğu, mahkememizce boşanmaya neden olan olaylarda davacının daha agır kusurlu olduğu kanaatine varılmış ve bu evliliğin devamında ne taraflar ne de toplum yönünden bir menfaat kalmadığı yönünden mahkememizde vicdani kanaat oluştuğundan davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar vermek gerekmiştir..” şeklinde gerekçe ile hüküm kurulmuştur. Davacı erkeğin mahkemece kabul edilen kusurlu davranışları kararda gösterilmesine karşın, hafif kusurlu kabul edilen ve davanın kabulüne esas alınan davalı kadının hangi eylemlerinin kusurlu davranış olarak kabul edildiği belirtilmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı kadının kusur durumuna ilişkin gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.’’ Şeklindedir.

 

T.C YARGITAY 2.Hukuk Dairesi’nin 2021/ 6894 esas, 2021 / 8025 karar, 02.11.2021 tarihli kararı ‘’…Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün kapsamı” başlıklı 297/1-c maddesinde; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin gösterileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Bir mahkeme kararının gerekçesi; o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar. Kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp, değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeler özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27/c ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Tüm bu açıklamalar ışığında, somut olaya bakıldığında, mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen hükme esas gerekçede tarafların kusurlu davranışlarına ilişkin kusur tespiti yapılmamıştır. Yerel mahkemenin hangi delillerle sonuca ulaştığını değil, dayanılan delillerde yer alan hangi vakıanın kabul edildiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklaması zorunludur. Bu itibarla gerekçe, kusur belirlemesi yönünden yeterli açıklıkta olmadığı gibi denetime de elverişli değildir. Bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf başvurusunun incelemesinde de ilk derece mahkemesi kararındaki hükmün gerekçesiz olduğu hususu gözetilmemiştir. Gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir…’’

Konuya ilişkin bir diğer karar ise YARGITAY 2.Hukuk Dairesi’nin  2015/ 20981 esas, 2016 / 5281karar, 17.03.2016 tarihli kararı ‘’…Anayasanın 141/3. maddesi “bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının 3. bendine göre; mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yerel Mahkeme kararında, taraflara yüklenen kusurlu davranışlar ile davacı kadının tazminat taleplerinin kabulüne ilişkin gerekçeler karar yerinde gösterilmemiştir. Bu nedenle, gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir…’’şeklindedir.


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Web Sitesi içerisinde paylaştığımız genel hukuki bilgiler ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir.Her konu kendi içerisinde farklıdır.Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60