DEVAM EDEN AĞIR KUSURLU DAVRANIŞLARA RAĞMEN EVLİLİĞE DEVAM ETMEK AF KABUL EDİLEBİLİR Mİ?

Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanan boşanma davalarında af niteliğinde davranışlar gerçekleşmişse davanın reddi gerekir. Tabiki davanın reddi   af olgusunun tavır, davranış, beyanlarla ispatlanması halinde söz konusu olur. Ancak Yargıtay Kararlarında da belirttiği üzere ;bir eşin diğer eşe karşı sürekli olacak şekilde devam eden ağır kusurlu davranışları karşısında, diğer eşin sessiz kalarak evlilik birliğine devam etmesi hâlinin boşanma davalarında af niteliğinde sayılamaz.

Nitekim YARGITAY 2.Hukuk Dairesi’nin  2020/ 4873 esas, 2020 / 5755 karar, 16.11.2020 tarihli kararı ‘’…

Yapılan açıklamalar ışığında eldeki davaya gelince; tarafların 27.12.1977 tarihinde evlendikleri, bu evlilikten iki ortak çocuklarının bulunduğu, davacının taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin iddiasını kanıtlamaya yönelik üç tanık dinlettiği, bu tanıklardan B. Ö. ve V. K.’in tarafların ortak çocukları olduğu, çocukların evlenene kadar taraflarla birlikte yaşadığı, alınan beyanlarında “akıllarının erdiği tarihten itibaren sürekli şekilde babalarının, annelerine kötü davrandığına, ağır hakaret ve küfür ettiğine, eliyle ve yumruk vurmak suretiyle fiziksel şiddet uyguladığına, imkânı olduğu halde kıyafet almadığına, birlik görevlerini yerine getirmediğine, annelerini kendi yanlarına dahi göndermediğine” şahit olduklarını söyledikleri gibi yine tanık olarak dinlenen Selvi Özçelik’in de tarafların gelini olduğu ve Bilal ile 2002 yılında evlendiği, davacı olan kayınvalidesinin evde hiçbir söz hakkının bulunmadığına, davalı olan kayınbabasının eşine hakaret ettiğine, evin ihtiyaçlarına karşılamadığına, dışarı çıkmasına izin vermediğine, hatta kendileri ile dahi görüştürmediğine tanık olduğunu beyan ettiği sabittir. Dolayısıyla, Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği gibi, erkeğin evlilik süresi boyunca eşine sürekli hakaret ettiği, fiziksel şiddet uyguladığı, ihtiyaçlarını karşılamadığı, evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirmediği ve eşini ortak çocuklarının yanına dahi göndermeyerek baskı altında tuttuğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki, gerçekleşen bu olaylar yerel mahkemenin de kabulündedir. Ancak yaşanılan olaylara rağmen tarafların evlilik birliğini devam ettirmeleri nedeniyle olayların affedilmiş ya da en azından hoşgörüyle karşılanmış olduğu gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

24. Hemen belirtmek gerekir ki; “Af” kişiliğe bağlı bazı haklardan vazgeçilmesi anlamına gelen bir irade açıklamasıdır ve maddi olguların gerçekleşmesinden çıkarılır (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 23). Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2019 tarihli ve 2017/2-2067 E., 2019/296 K. sayılı kararında da; bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama olarak tanımlanmış olup, ceza hukukunda yer verildiği gibi özel hukuk bakımından da kanunlarımızda düzenleme yeri bulan, esasen bir haktan vazgeçmeyi içeren bir his açıklaması veya bir davranış şekli olarak açıklanmıştır. Evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanan boşanma davalarında af niteliğinde davranışlar gerçekleşmişse, artık bu davranışlar, boşanma davasının reddine gerekçe oluşturur. Af olgusu ise; kayıtsız şartsız bir irade beyanı, eğer yoksa en azından affı gösterir nitelikte tutum ve davranış ile ispatlanmış olması gerekmektedir. Genel bir ifadeyle af niteliğinde sayılabilecek davranışlar “münferit bir olay” sonrasında barışmış olmak, af iradesini göstermek, hoşgörü ile karşılamak, gerçekleşen olaya rağmen birliği sürdürmek şeklinde sayılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta “sürekli şekilde devam eden eylemlere rağmen birliğe devam edilmesinin” af niteliğinde olup olmadığı hususudur. Ancak somut olayda olduğu gibi, bir eşin diğer eşe karşı sürekli olacak şekilde devam eden ağır kusurlu davranışları karşısında, diğer eşin sessiz kalarak evlilik birliğine devam etmesi hâlinin boşanma davalarında af niteliğinde sayılamayacağı kuşkusuzdur.

25. Bu açıklamalar kapsamında somut olayda; Mahkemece, davalı erkeğin eşine karşı sürekli şekilde devam eden ağır kusurlu davranışları karşısında davacı kadının evlilik birliğini devam ettirmesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yıllar boyunca devam eden kusurlu davranışların affedildiği sonucuna varılması doğru değildir. Gerçekleşen olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, birliğin bu hâle gelmesine yukarıda açıkça sayılan kusurlu davranışları gerçekleştiren davalının sebebiyet verdiği, olayların akışı karşısında davacının dava açmakta haklı olduğu ve boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu bir davranışının bulunmadığı, dolayısıyla tarafların TMK’nın 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…’’ şeklindedir.


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir.Her konu kendi içerisinde farklıdır.
Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60