İSTİRDAT DAVASI(GERİ ALMA DAVASI)

İstirdat davası, gerçekte borçlu olmadığı halde icra tehdidi altında takip konusu alacağı ödemek zorunda kalan takip borçlusu tarafından takip alacaklısına karşı açılan bir davadır.

Bu davada takip alacaklısı cebri icra tehdidi altında ödediği paranın kendisine iade edilmesi için bu davayı açar.

İstirdat davasında genel hükümlere göre genel mahkemelerde görülen bir davadır. İstirdat davasında yetkili mahkeme ise icra takibinin yapıldığı yer veya davalı alacaklının yerleşim yeri mahkemesidir.

İstirdat davası 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmalıdır. Bu süre borç olmayan paranın icra veznesine tamamen ödenmesiyle işlemeye başlar. Burada önemli olan paranın icra veznesine ödenmesidir, bu paranın alacaklıya ödenip ödenmemesi bu süre bakımından önemli değildir.

Eğer menfi tespit davası, ödeme nedeniyle kendiliğinden geri alma davasına dönüşür  ise bu durumda istirdat davası  menfi tespit davasının devamı niteliğinden olacağından 1 yıllık hak düşürücü sürenin burada uygulanması mümkün olmaz.

İstirdat davasında ispat yükü davacıda olup paranın kendisine verilmesi gerektiğini ispatlaması gerekmektedir.

İstirdat davasının açılabilmesi için ;

  • Borçlunun maddi hukuk bakımından borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalması ve paranın maddi hukuk bakımından geri alınmasının mümkün olması gerekmektedir.
  • Borçlunun gerçekte borçlu olmadığı halde parayı cebri icra tehdidi altında ödemiş olması gerekmektedir. Borçlunu icra takibine 7 gün içerisinde itiraz etmemesi veya itirazının kaldırılması nedeniyle takibin kesinleşmesi sonucunda , cebri icra tehdidi altında parayı nakden veya malların haczedilip satılması suretiyle ödemiş olması gerekir.
  • Borçlu parayı itiraz süresi olan 7 gün içerisinde ödemiş ise istirdat davası açamaz. Zira itiraz edip icra takibini durdurma olanağı var olduğundan bu süre içerisinde ödeme yapıldığı takdirde icra tehdidinin varlığından bahsedilemez. Bu durumda borçlu sebepsiz zenginleşme davası açabilir.
  • Yine Borçtan Kurtulma Davası Açan ve Haksız bulunan borçluda bu davayı açamaz. Nitekim Borçtan Kurtulma davası maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.

Dava sonucunda;

İstirdat Davasının Kabulüne Karar Verilirse;

İcra tehdidi altından ödenen paranın harç ve giderleriyle birlikte davalıdan alınarak, davacı borçluya iadesine karar verilir.

  • Geri Alma davasında icra inkar tazminatına hükmedilmez. Ancak menfi tespit davası istirdat davasına dönüşürse ve borçlu lehine sonuçlanırsa bu halde borçlu lehine tazminata hükmedilir.

Davanın Reddi Halinde;

Davacı yargılama giderlerine hükmedilir.

İstirdat Davasına İlişkin Hükümler Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?

Kesinleşmeden icraya konulabilir. İstirdat davası kararı maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.

  • Konuya ilişkin birtakım Yargıtay Kararları Şu Şekildedir;
  • Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 2018/2205 esas, 2019/4784 karar, 16.10.2019 tarihli kararı’’… İİK.’nun 72/7. maddesi uyarınca istirdat davası, borçlunun borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödediği tarihten itibaren bir yıl içindeaçılabileceği, bu süre zamanaşımı süresi olmayıp hak düşürücü süre niteliğinde olduğu, bunun sonucu olarak mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, icra takibine konu alacağın 05.03.2009 tarihinde tahsil edildiği, istirdat davasının, alacağın tahsil tarihinden itibaren bir yıl içerisinde açılması gerekirken hak düşürücü süre geçirildikten sonra tahsil tarihinden yaklaşık 7 yıl 9 ay sonra 30/11/2016 tarihinde açıldığı, ödeme tarihiyle dava tarihi arasında İİK.’nun 72/7. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi tarafından hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyizedilmiştir.

    Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 16/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.’’ Şeklindedir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 2016/3171 esas, 2018/5573 karar, 29.11.2018 karar tarihli kararı’’….Dava, … takibi nedeniyle ödenmiş olan borcun gerçekte bulunmadığından bahisle istirdatına ilişkindir.

Davada, davacının … dosyasına borcu depo ettiği tarih (….05.2012) ile paranın davalı alacaklıya ödendiği tarih (….04.2014) olup, paranın … dosyasına depo edilmesi ödendiği anlamına gelmemektedir. Dava 01.04.2014 tarihinde menfi tespit davası olarak açılmış olup, … dosyasında depo edilen paranın ….04.2014 tarihinde davalıya ödenmesi üzerine dava istirdat davasına dönüşmüştür. Bir yıllık hak düşürücü süre dolmadan dava açılmış olup mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında karar verilmesi gerekirken hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere ……..2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.’’ Şeklindedir.


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60