MUSKA YAPTIRMAK BOŞANMA NEDENİ MİDİR?

 

Evlilik iki kişi arasında kurulan, maddi ve manevi birlikteliği barındıran çok önemli bir ortaklıktır. Evlilik manevi birlikteliğin çok önem arz ettiği bir ortaklık olması sebebiyle de birçok sebepten dolayı sona erebilmektedir.

Boşanma sebepleri genel ve özel sebepler olarak düzenlenmiş olup genel boşanma sebeplerinden bir tanesi de evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. Maddesinin 1. Fıkrası ‘  Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir’’ şeklinde düzenlenmiş olup Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması, boşanma davalarına en çok dayanak gösterilen  boşanma sebebidir.

Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylar çok fazladır. Bir eşin diğer eşle alay etmesi, küçük düşürmesi, azarlaması, güven sarsı davranışlarla suçlaması, başkasını sevdiğini söylemesi, eski sevgiliyi unutamaması, başkasıyla evleneceğini söylemesi, ilgisizlik, aşırı kıskançlık, eve geç saatlerde gelmesi, borçlarını ödememesi vb. bir sürü sebep evlilik birliğinin sarsılmasına neden olabilmektedir. Biz bu yazımızda eşlerden birinin muska ile uğraşmasının boşanma nedeni kabul edilip edilemeyeceği sorusunun cevabını arıyoruz.

Yargıtay aşağıda yer verdiğimiz kararlardan da anlaşılacağı üzere muska ile uğraşmanın boşanmaya neden olabileceğini belirtmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/6720 esas, 2015/21385 karar, 16.11.2015 tarihli kararı ‘’…Mahkemece “boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar eşit kusurlu” kabul edilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının eşine “odun, öküz” demek suretiyle hakaret ettiği, eşini sevmediğini, küçük kardeşinin önünü açmak için evlendiğini ve muska yaptırdığını söylediği, buna karşılık davalı-karşı davacı erkeğin de eşini kendisine layık bulmadığını söylediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. (TMK 175 md.) Durum böyle iken tarafların eşit kusurlu olarak kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı-karşı davalı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir…’’şeklindedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2019/6830 esas, 2019/10438 karar numaralı ,22.10.2019 tarihli kararı ise  ‘‘…Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebebiyle açılan karşılıklı boşanma davasında, ilk derece mahkemesince, “Davalı-karşı davacı erkeğin eşini ailesi ile görüştürmediği, kızınızı istemiyorum, sevmiyorum, yapamıyorum dediği, eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, aile müdahalesine sessiz kaldığı, davacı-karşı davalı kadının ise eşinin dışarı çıkmasına engel olmak için kıyafetini yırttığı, cinsel hayatlarını anlattığı, hocaya gittiği, memnuniyetsiz olduğu” gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu kabul edilerek her iki davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve fer’ilerine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı-karşı davacı erkek tarafından, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, tarafların birbirlerine şiddet uyguladıkları, ceza mahkemesi kararı ile cezalandırılmalarına karar verildiği, davacı-karşı davalı kadının tarafların arasındaki cinsel hayatlarını arkadaşlarına anlattığı, hocaya gidip muska yazdırdığı, hakaret ettiği, davalı-karşı davacı erkeğin de kadının ailesi ile görüşmesine müsade etmediği, istemiyorum dediği, boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın da kabulüne ve boşanmanın fer’ilerine karar verilmiştir. Tarafların mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında davalı-karşı davacı erkeğin aile müdahalesine sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, taraflar arasında bulunan ceza dosyasından anlaşıldığı üzere, davalı-karşı davacı erkeğin eşine birden fazla kez tokat attığı, davacı-karşı davalı kadının da saldırarak karşılık verdiği, davacı-karşı davalı kadının darp raporu olmasına karşın davalı-karşı davacı erkeğin darp raporunun olmaması ve davacı-karşı davalı kadının haksız tahrik indiriminden faydalanmış olması hususları da dikkate alındığında davalı-karşı davacı erkeğin fiziksel şiddeti daha ağırdır. O halde, tarafların gerçekleşen ve kabul edilen diğer kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olarak kabulü doğru olmadığı gibi, yanılgılı kusur belirlemesinin sonucu olarak, davalı-karşı davacı erkek yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddi desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50, 51) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1. ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.’’ Şeklindedir.

Önemle belirtmek istediğimiz hususlardan biride iddia edilen hususların dava ve cevap dilekçelerinde belirtilmiş olması gerektiğidir. Nitekim dava ve/veya cevap dilekçesinde iddia edilmemiş hususların bu aşamalar tamamlandıktan sonra ileri sürülmesi iddia ve savunmanın genişletilmesi  yasağı kapsamına girer ve mahkemece dinlenmez.

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2015/20820 esas, 2016/14407 karar, 01.11.2016  tarihli kararı‘’…Mahkemece davacı kadın ağır kusurlu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; davacı kadına kusur olarak yüklenen “Kayınvalidesini muska yapmakla suçlaması ve müşterek konuttaki eşyalara zarar vermesi” vakıalarına davalı erkek cevap dilekçesinde dayanmamıştır. Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve dayanılmayan vakıalar davacı kadına kusur olarak yüklenemez. Davacı kadının eşinin yüzünü çizdiği olaydan sonra da evlilik birliği devam ettiğine göre kadına yüklenen bu kusurlu davranışta hükme esas alınamaz. ‘’


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60