KİRA SÖZLEŞMESİNDE TARAFLARIN ÖLÜMÜ

KİRACININ ÖLÜMÜ

TBK Madde 371
MADDE 371 – Kiracının ölümü halinde, onun mirasçıları ve kiraya veren, altı aylık yasal fesih bildirim sürelerine uymak koşuluyla, sözleşmeyi feshedebilirler.

Vefat eden kiracının mirasçıları birden fazla kişiden oluşuyor ise o halde mirasçıların hepsine fesih bildirimin yapılması gerekmektedir.

Aynı zamanda kiracının ölmesi tek başına fesih hakkı sağlamamaktadır. Kiracının mirasçılarının sözleşmeyi feshetmek istemeleri gerekir. Sözleşmeye devam etmek istemeleri halinde sözleşme sona ermez. “TBK MADDE 333 – Kiracının ölmesi durumunda mirasçıları, yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi feshedebilirler” der.

Kaldı ki TBK Madde 356 uyarınca “Ölen kiracının ortakları veya bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları ve ölen kiracı ile birlikte aynı konutta oturanlar, sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece, taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilirler.”

Ölen kiracı ile birlikte yaşayan ancak mirasçı olmayan, TBK madde 332 uyarınca kira sözleşmesini mirasçıları tarafından fesih edilmeyen kira sözleşmesi geçerliliğini koruyacağından kiralananı kullanma haklarını mevcut olacaktır.

Kiraya Verenin Ölümü

Kiralanan ne tür mülkiyete konu olursa olsun kiraya veren ( sözleşmenin tarafı olduğundan) her zaman tek başına dava açma hakkına sahiptir. Kiraya verenin ölümü halinde dava açma hakkı kiraya verenin mirasçılarına geçeceğinden mecburi dava arkadaşlığı nedeniyle tahliye davasının tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması, tahliye iradesini bildirir süre koruyucu ihtarın da yine tüm mirasçılar tarafından birlikte gönderilmesi gerekir.(T.C.YARGITAY3. Hukuk DairesiEsas No: 2017/3547Karar No: 2018/9513Karar Tarihi: 03.10.2018)


T.C.YARGITAY8. Hukuk DairesiEsas No: 2017/3917Karar No: 2017/12984Karar Tarihi: 16.10.2017

“…Bilindiği üzere kiraya verenin ölümü ile kiracılık ilişkisi sona ermez. Halefiyet ilkesi gereğince kiracıile mirasçılar arasında devam eder. 4721 sayılı T.M….’nun 640. maddesi gereği mirasçılar arasındaelbirliği mülkiyeti hükümleri sözkonusudur. Elbirliği mülkiyetinde takibin mirasçıların tümü
tarafından yapılması ve davanın da yine mürasçıların tümü tarafından açılması gerekir. Bir mirasçıtarafından açılan davada diğer mirasçıların muvafakatialınmak suretiyle ya da terekeye temsilci tayinettirilerek taraf teşkilinin sağlanması olanaklı ise de icra takibindeki eksikliğin bu şekilde giderilmesineimkan bulunmamaktadır. Taraf teşkilinin sağlanması kamudüzenine ilişkin olduğundan mahkemeceresen gözetilmesi gerekir. Somut olayda davacı tarafın tek başına takipte yer aldığı anlaşıldığındanyerel mahkemece dava hakkına ilişkin olan bu hususların kendiliğinden göz önündebulundurulması vedavanın bu nedenler ile reddi gerekirken yazılı şekilde işin esasının incelenerek tahliyeye kararverilmesi doğru görülmemiştir…”

T.C.YARGITAY6. Hukuk DairesiEsas No: 2014/12611Karar No: 2014/13581Karar Tarihi: 08.12.2014

Davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birininaçtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi zorunludur, çünkü bu hallerde 11.10.1982 gün ve 3/2sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat
duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylımuvafakat belgesi ibrazedilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekaletname verilmesi ile sağlanabilir.Bu yolda ortakların tümünün muvafakati sağlanamazsa Türk Medeni Kanunu’nun 640.maddesi hükmüuyarınca terekeye görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacıdışında biri olursa davacının sıfatı biter, davayı temsilci takip eder. Dava hakkına ilişkin bu hususunhakim tarafından kendiliğinden öncelikle nazara alınması gerekir.Ancak davanın iki haklı ihtar
nedeniyle tahliye istemine ilişkin olması halinde, ihtarın da ortakların tamamı tarafından çekilmemesidurumunda, ihtarnamedeki bu eksiklik sonradangiderilemeyeceğinden davanın reddine kararverilmelidir.

T.C.YARGITAY6. Hukuk DairesiEsas No: 2015/6616Karar No: 2015/9222Karar Tarihi: 02.11.2015

Kiraya verenin ölümünden sonra mirasçılar arasında pay elbirliği mülkiyetine tabi olup mirasçılar arasındamecburi dava arkadaşlığı vardır. Mirasçılararasında mecburi dava arkadaşlığı olduğu için takibinbirlikte yapılıp alacak davasının da birlikte açılması gerekir. Takip yapan davacılar N.. A.. ve O.. A..tarafından yapılmış ve davada bu şahıslar tarafından açılmıştır. Kiraya verenin mirasçısı olan O. E. A.takipte ve davada yer almamıştır. Bu nedenle taraf teşkili sağlandığı söylenemez. Öte yandan alacağıntahsili için alacaklı haciz talepli olarak icra müdürlüğünde takip yapıp örnek 7 ödeme emri
göndermesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. O nedenle davanın taraf teşkilinden reddi gerekirkenyazılı şekilde red edilmesi doğru değil ise de hükmün bozularak yeniden yargılama yapılmasında usul
ekonomisi açısından yarar bulunmadığından sonuç olarak doğru olan hükmün gerekçe değiştirilerek veDÜZELTİLEREK ONANMASINA ve aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına,02.11.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi

T.C.YARGITAY12. Hukuk DairesiEsas No: 2016/24063Karar No: 2017/15323
Karar Tarihi: 07.12.2017

Mahkemece 01.05.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kiracının A. S. olduğu ve onun tarafındanimzalandığı, dava dilekçesine ekli mirasçılık belgesine göre A.S.’nın 28/11/2013 tarihinde vefat ettiği,böylece kiracılık sıfatının sona erdiği, mirasçılık belgesine göre ölenin oğlu olduğu anlaşılan davacıM.. S.. tarafından açılan davada kiracı sıfatı ve aktif dava ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığındanhusumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 265.maddesinde gerekse 6098 sayılı TBK’nun 333. maddesinde kiracının ölümü ile sözleşmeninkendiliğinden sona ermeyeceği hususu kabul edilmiştir. Bu durumda açılan davada bir usulsüzlükbulunmamaktadır. Mahkemece işin esasının incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılışekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

T.C.YARGITAY19. Hukuk DairesiEsas No: 2013/3918Karar No: 2013/19619
Karar Tarihi: 10.12.2013

Öte yandan 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’nun 22’nci maddesinde, aksine sözleşmede hükümbulunmaması hâlinde kiracının ölümüylesözleşmenin sona ereceği belirtilmiştir. Finansal KiralamaSözleşmesinin 25(i) maddesinde, kiracının ölümü hâlinde finansal kiralama şirketinin sözleşmeyiFeshetme yetkisinin bulunduğu, ancak fesih konusunda bir mecburiyetinin de bulunmadığı belirtilerekkanunda öngörülenin aksine bir düzenleme yapılmıştır. Davacı … şirketinin kiracının ölümü nedeniylesözleşmeyi feshettiğine ilişkin bir ihtarı dosya içeriğinde bulunmamaktadır. Bu durumda finansalkiralama sözleşmesinin feshedilmiş sayıldığının kabulü isabetsiz olup, hükmün bu nedenlebozulmasına karar vermek gerekmiştir

 


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60