TÜRK CEZA HUKUKUNDA CEZALARIN ÖZELLİKLERİ VE İLKELERİ

Türk Ceza Kanununda suç teşkil eden eylemler neticesinde verilen cezaların iki tür amacı olduğu söylenebilir. Bu amaçlardan biri işlenen suça karşılık bunun yaptırımı ve eylemin sonuçlarını işleyene ödetme gayesi iken diğer bir amacı ise kişilerin suç işlemesinin önüne geçmek ve caydırmaktır.  Cezaların da aşağıda belirttiğimiz gibi özellikleri ve ilkeleri mevcuttur.

CEZALARIN ŞAHSİLİĞİ İLKESİ MEVCUTTUR.

Suç teşkil eden bir eylemin işlenmesi neticesinde ancak suçu işleyen sanığın ya da hükümlünün cezalandırılması anlamına gelmektedir. Kimse işlemediği bir suç nedeni ile sorumlu tutulamaz ve cezalandırılamaz.

CEZALARIN KANUNİLİĞİ İLKESİ MEVCUTTUR.

Suç ve suçun özellikleri, nitelikleri ve cezalarının ne olduğu ancak kanunla belirlenebilir ve kanunla kaldırılabilir. Kanunda suç sayılmayan ve yer almayan bir eylemden dolayı kimseye ceza verilemeyecektir. Ceza Kanunları yasama organlarınca yapılır ve kaldırılır. Hem suçta, hem ceza da hem de güvenlik tedbirlerinde kanunilik ilkesi vardır. Bunların tümü kanunlarda düzenlenmeli ve belirlenmelidir. İdare işlemleriyle (düzenleyici olan işlemleri ile) suç ve ceza konulamaz. Ceza da yine kıyas yapılamaz. KIYAS YASAĞI mevcuttur. Ceza Muhakemesi Hukukunda kıyas yapılabiliyor olsa da suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince kıyas veya kıyasa yol açabilecek genişletici yorum yapılamaz.

T.C.YARGITAY Ceza Genel KuruluEsas No: 2019/8-249Karar No: 2019/499 25.06.2019 Tarihli Kararında ;

“…

5237 sayılı TCK’nın 2. maddesinde de;
“(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri
uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik
tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren
hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” hükmü ile belirtilen ilkeye yer verilmiştir.
Ceza hukukunun temel ilkelerinden birini oluşturan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca, hangi
fiillerin suç teşkil ettiğinin ve bu fiillere uygulanacak yaptırımların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak
biçimde kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Bireylerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine
dayanan bu ilkeyle, temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının güvence altına alınması
amaçlanmaktadır.
Ceza veya güvenlik tedbiri yaptırımı uygulanabilmesi için fiili kanunun “açıkça” suç sayması
gerektiğinden, suç ve cezaların şekli bakımdan kanunla düzenlenmesi yeterli olmayıp, içerik
bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olmaları gerekir. Ceza hukukunda “belirlilik”
ilkesi olarak tanımlanan ilkeye göre, suç ve ceza içeren kanun maddesinde hangi davranışların suçu
oluşturduğunun açık ve anlaşılır bir biçimde tarif edilmesi, sınırlarının belli olması ve suç için
uygulanacak ceza ile güvenlik tedbirlerinin gösterilmesi gerekmektedir. Belirlilik ilkesi, hukuksal
güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya, hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun
bağlandığını bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve
davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve
işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu
zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Hem Anayasal hem de yasal düzeyde yapılan bu düzenlemelere göre suç ve cezanın kaynağı ancak
kanun olabilir. Anayasa’nın 7. maddesi gereğince yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine
ait olduğu gözetildiğinde, kanunda suç olarak düzenlenmemiş fiillerin, kanunla suç olarak düzenlenmiş
fiillerle benzerliği dolayısıyla ve kıyas yoluyla suç sayılıp yaptırıma bağlanması kabul edilemez.
Çünkü kıyas bu yönüyle kanunilik ilkesinin ihlalidir. Kanunda düzenlenen belli bir duruma benzeyen
bir durum sonuçta kanunda düzenlenmemiş demektir. Bir yargısal faaliyet şeklinde ortaya çıkan kıyas
bir yasama faaliyeti olan kanunun tekelciliğini bu bakımdan ihlal etmektedir. Bu anlamda kıyas veya
genişletici yorum yoluyla, hakkında düzenleme olmayan bir ceza hukuku konusunda kişi hürriyeti ve
güvenliği hakkı başta olmak üzere, kişi hak ve hürriyetlerinin aleyhine uygulama geliştirilemez…” 

şeklinde bu hususlar belirtilmiştir. 

CEZALARIN ORANTILIĞI İLKESİ MEVCUTTUR.

Suç işleyen bir kimse ancak fiilin ağırlığı orantılı ceza ve güvelik tedbirlerine hükmolunabilir. Hakim bunu değerlendirirken olayın oluşunua, olayın mağdurda yarattığı etki derecesine, mağdurun olay nedeniyle uğradığı zararın miktarına, meydana gelişine , suçu işleyenlerin ustalık derecesine, mapdurun ekonomik ve sosyal durumu itibari ile zararı hissetmesine, olayın meydana geldiği zamana ve yere , kastın yoğunluğuna, sosyal ve kültürel seviye gibi etkilerine bakılarak cezalandırma yapılmaktadır.

CEZANIN BİREYSELLEŞTİRİLMESİ İLKESİ MEVCUTTUR .

TCK 62. maddesi uyarınca indirim yapılması cezanın bireyselleştirme ilkesi anlamına gelmektedir. TCK 50 ve 51 deki hapis cezalarının seçenek yaptırımlarına çevrilmesi veya hapis cezalarının ertelenmesi gibi hususlar bu kapsama girmektedir.

CEZALARIN TELAFİ EDİLEBİLİR OLMASI ÖZELLİĞİ MEVCUTTUR. 

Cezalar verildikten sonra hukuki bir hata olması sonucunda telafi edilmesi mümkündür.

CEZANIN İNSAN ONURUYLA BAĞDAŞIR NİTELİKTE OLMASI GEREKMEKTEDİR.

Anayasal hakkımız olan, anayasamızda korunan insan onurumuz ve haysiyetimiz cezalandırma aşamasında da yine korunmuştur ve kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye tabi tutulamaz.


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Web Sitesi içerisinde paylaştığımız genel hukuki bilgiler ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde   cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Yazıların kullanılmasından kaynaklı mağduriyetten tarafımız sorumluluk almamaktadır. Hukuk büromuz Bodrum’da görev yapmaktadır. Genellikle Bodrum’daki uyuşmazlıklarla ilgili davalara bakılmaktadır. Bodrum Avukatları olarak Muğla Barosuna bağlı avukatlarız. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60

 Özşeker Hukuk Bürosu, Muğla İli Bodrum İlçesinde  Av. Sevin Özşeker Karabudak tarafından kurulmuştur. Hukuk Büromuzda Av. Derin Özşeker ve Av. Sevin Özşeker Karabudak olmak üzere iki avukat tarafından dosyalar takip edilmektedir. Kurulduğu günden itibaren müvekkillerinin hukuki problemlerine kısa zamanda yaratıcı ve etkili çözümler üretmeye çalışmakta ve müvekkillerin hukuki sorunlarını memnun kalabilecekleri en iyi şekilde sonuçlandırmak üzere çalışma sürdürmeye özen göstermekteyiz. Dinamik bir bakış açısı ve sürekli eğitimler ile kendimizi yenilemeye yönelik yaptığımız çalışmalar neticesinde hukuk büromuz ;Gayrimenkul Hukuku, Kira Hukuku, Miras Hukuku, Ceza Hukuku, İş Hukuku, İcra iflas Hukuku, Aile Hukuku ,Ticaret Hukuku, İdare Hukuku, Sigorta Hukuku ve diğer pek çok alanda avukatlık ve danışmanlık hizmetleri  sunmaktayız.