TEHİRİ İCRA İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

Tehiri icranın ne olduğunu, ‘Tehiri icra(İcranın Durdurulması) Nedir?’’ başlıklı yazımızda anlatmış idik. Bu sebeple bu yazımızda sadece Yargıtay Kararlarına yer verilmiş olup konu ile detaylı bilgi sahibi olmak isterseniz   ‘’Tehiri icra(İcranın Durdurulması) Nedir?’’ başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz. 

  • YARGITAY Hukuk Genel Kurulu’nun  2017/1680 esas, 2021/758 karar,15.06.202 tarihli kararı’’…14.Kesinleşmeden icraya konulabilen ilamların (hükümlerin) temyiz edilmiş olması, kendiliğinden ilamın icrasını durdurmaz. Hükmü temyiz eden borçlunun, kesinleşmeden icraya konulmuş olan ilamın icrasını durdurabilmek için, teminat karşılığında, Yargıtaydan icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı alması gerekir (HUMK m. 443/1; İİK m. 36). İcra müdürünün hükmü temyiz eden borçluya Yargıtaydan icranın geri bırakılması kararı getirinceye kadar uygun bir süre verebilmesi için temyiz eden borçlunun teminat göstermesi gerekir. Hükmü temyiz etmiş olan borçlu İİK’nın 36. maddesinde belirtilen teminatlardan birini gösterirse icra müdürü, borçluya Yargıtaydan icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı getirebilmesi için uygun bir süre (mühlet) verir (İİK m. 36/1) ve bu süre içinde ilamın icrasını durdurur. Yargıtay temyiz edilen hükmü onarsa, Yargıtayın (daha önce) vermiş olduğu icranın geri bırakılması (tehiri) kararı (kendiliğinden) kalkar ve ilamın icrasına devam edilir. Bu hâlde, alacaklının talebi üzerine, başkaca hiçbir işleme gerek kalmaksızın, icra müdürü borçlunun gösterdiği teminat para ise bu para ile alacaklının alacağını, faizini ve takip giderlerini (ve bu arada tam vekâlet ücretini) alacaklıya öder (İİK m. 36/son) (Kuru, s. 916-919).

15. Borçlu Yargıtayın onama kararına karşı karar düzeltme yoluna (HUMK m. 440-442) başvurmuş olsa bile (alacaklının talebi üzerine) ilamın icrasına devam edilir. Çünkü karar düzeltme yoluna başvurulmuş olması hükmün icrasını durdurmaz (HUMK m. 442/3- son cümle). Temyiz aşamasında verilmiş olan icranın geri bırakılması kararı, karar düzeltme aşaması için geçerli olmadığı gibi karar düzeltme talebini inceleyen Yargıtay hukuk dairesi (veya HGK) teminat karşılığında olsa bile icranın geri bırakılmasına karar veremez. Fakat Yargıtay karar düzeltme talebini yerinde bularak hükmü bozarsa, icra takibi olduğu yerde durur (İİK m. 40/1) (Kuru, s. 919).’’şeklindedir.

  • T.C YARGITAY 12.Hukuk Dairesi’nin  2019/ 12672 esas, 2019 / 17345 karar, 02.12.2019 tarihli kararı ‘’…Bahsi geçen Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kesin kararları arasındaki uyuşmazlık, takibe dayanak ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi durumunda, işbu karara karşı temyiz yolunun açık olması halinde icra müdürlüğünce Yargıtay’dan tehiri icra kararı getirmek için süre (mehil vesikası) verilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “İcranın geri bırakılması için verilecek süre(2)” başlıklı 36. maddesinin 1., 5. ve 6. fıkrasında “..İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.

Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtay’ca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine mahkemece kesin olarak karar verilir.

Bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtay’ca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre; ilâmı istinaf veya temyiz eden borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehin veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise, icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay’dan karar almak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir.

Kanun koyucu bahsi geçen maddenin 5. fıkrasında; istinaf başvurusunun haklı görülmesi halinde veya Yargıtay’ca hükmün bozulması halinde teminatın iade edilip edilmeyeceğini takdire bağlamıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddetmesi halinde teminata konu paranın alacaklıya ödenip ödenmeyeceği, mal veya hakların malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilip çevrilmeyeceği hususuna gelince; kanun koyucu maddenin son fıkrasında yer verdiği “veya” ibaresi ile belli bir sıranın takip edilmesi gerektiğini diğer bir ifadeyle ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar nedeniyle yapılan istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi halinde temyiz yoluna başvurulmaması durumunda teminata konu paranın alacaklıya ödeneceğini, mal ve hakların malın türüne göre icra dairesince paraya çevrileceğini; takibe dayanak ilama ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararına karşı temyiz yolunun açık olması ve verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulması halinde ise ancak Yargıtay’ca kararın onanması durumunda teminata konu olan paranın alacaklıya ödeneceğini, mal ve hakların malın türüne göre icra dairesince paraya çevrileceğini öngörmüştür.

Bu durumda, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması sırasında tehiri icra talep edilmesi ve icra müdürlüğüne başvurularak gerekli teminatın yatırılması halinde icra müdürlüğünce Bölge Adliye Mahkemesinden tehiri icra kararı getirmek için süre (mehil vesikası) verilmesinin gerektiği, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi tarafından takibe dayanak ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi durumunda, işbu karara karşı temyiz yolunun açık olması ve tehiri icra talepli temyiz dilekçesi verilmesi halinde de icra müdürlüğünce Yargıtay’dan tehiri icra kararı getirmek için süre (mehil vesikası) verilmesi gerekmekte olup … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesi ile … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar vermek gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; “Bölge Adliye Mahkemesi tarafından takibe dayanak ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi durumunda, işbu karara karşı temyiz yolunun açık olması ve tehiri icra talepli temyiz dilekçesi verilmesi halinde icra müdürlüğünce Yargıtay’dan tehiri icra kararı getirmek için süre (mehil vesikası) verilmesi gerektiği” nin kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi ile … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, oybirliği ile kesin olarak 02.12.2019 tarihinde karar verildi.’’ Şeklindedir. 

  • T.C YARGITAY 12.Hukuk Dairesi’nin 2018/ 6741 esas, 2019 / 7109 karar, 30.04.2019 tarihli kararı ‘’…Somut olayda, alacaklı tarafından başlatılan ilamlı icra takibinde, borçlunun 28.01.2016 tarihinde takibe konu ilamı tehir-i icra talepli temyiz ettiğine dair derkenar dilekçeyi icra dairesine sunarak, icra müdürlüğünce hesaplanan dosya borcunun tamamını nakten yatırması üzerine, icra müdürlüğünce 28.01.2016 tarihinde mehil vesikası düzenlendiği, borçlunun, aynı tarihte icra müdürlüğünden dosyada bulunan hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, icra müdürlüğünün 28.01.2016 tarihli kararı ile; “haciz fekleri konusunda dosya alacağının tamamını karşılayan ve her an paraya çevrilebilir muteber kesin banka teminat mektubu verilmesi veyahutta nakit teminat yatırılması halinde, alacaklı tarafından takibe devam edilemeyeceği gibi, mevcut hacizlerde taşkın hale geleceğinden ve hacizlerin devam etmesinde alacaklının hukuki yararının bulunmayacağından, borçlu tarafın ticaret yaptığı da nazara alınarak talebin kabulü ile masraf yatırılması halinde banka hacizlerinin kaldırılmasına, ancak dosyanın Yargıtay’dan dönüş safhasının daha uzun olabileceği neticesi ile araç üzerindeki hacizlerin devamına karar verildiği”, borçlunun iş bu karara karşı şikayet yoluna başvurması üzerine, mahkemece de şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.

    İİK’nun 36. maddesi gereğince; ilâmı temyiz eden borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehin veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için Yargıtay’dan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir.

    İİK’nun 85/1. maddesi uyarınca; borçlunun mal ve haklarından, alacaklının ana para, faiz ve masraflar dahil tüm alacağına yetecek miktarı haczolunur. Aynı maddenin son fıkrası uyarınca ise, icra memurunun haciz koyarken alacaklı ve borçlunun

Menfaatlerini göz etmesi gerekir.


Yargıtay’dan tehiri icra kararı alabilmek üzere icra müdürlüğü tarafından mehil verilebilmesi için ibraz edilen teminat mektubu veya yatırılan nakdi teminat, ödeme yerine geçmez ise de, borçlu tarafından yatırılan teminatın, yatırıldığı tarih itibari ile icra takip dosyası alacağını tüm fer’ileri ile birlikte karşılaması halinde, mevcut hacizlerin aşkın hale geleceği kuşkusuz olduğu gibi, hacizlerin devam etmesi İİK’nun 85/son Maddesiyle de bağdaşmayacaktır.


Şu hale göre; borçlu tarafından, dosya borcunun tamamı (asıl alacak ve fer’ileri) icra dairesine depo edilmiş olmakla, mahkemece, aşkın hale gelen hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde

Hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.04.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.’’ Şeklindedir.

Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Web Sitesi içerisinde paylaştığımız genel hukuki bilgiler ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir.Her konu kendi içerisinde farklıdır. Yazıların kullanılmasından kaynaklı mağduriyetten tarafımız sorumluluk almamaktadır. Hukuk büromuz Bodrum’da görev yapmaktadır. Genellikle Bodrum’daki uyuşmazlıklarla ilgili davalara bakılmaktadır. Bodrum Avukatları olarak Muğla Barosuna bağlı avukatlarız. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Web Sitesi içerisinde paylaştığımız genel hukuki bilgiler ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir.Her konu kendi içerisinde farklıdır. Yazıların kullanılmasından kaynaklı mağduriyetten tarafımız sorumluluk almamaktadır. Hukuk büromuz Bodrum’da görev yapmaktadır. Genellikle Bodrum’daki uyuşmazlıklarla ilgili davalara bakılmaktadır. Bodrum Avukatları olarak Muğla Barosuna bağlı avukatlarız. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60