TAHLİYE TAAHHÜDÜ- YARGITAY KARARLARI

Tahliye taahhütnamesine dayalı başlatılan Örnek 14 takibe, tahliye emrine karşı itiraz edilmesi halinde İcra Hukuk Mahkemesinde itirazın kaldırılması davası açmak için gerekli hususları anlatan Yargıtay Kararlarını paylaştık . Ancak Yargıtay kararlarının zaman zaman değişiklikler gösterdiği, farklı kararların verilebildiği göz önüne alınmalı ve her dava öncesinde mutlaka alanında uzman avukatlardan destek alınmalıdır.

Örnek 14 e itiraz edilmemesi halinde ayrıca tahliye davası açılmasına gerek olmadığına ilişkin yine bulduğumuz emsal karar mevcuttur.

T.C. YARGITAY 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2010/11762 Karar No: 2011/3174 Karar Tarihi: 16.03.2011

Davacı 24.3.2008 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 4.2.2008 tanzim tarihli 17.3.2008 tahliye tarihli adi yazılı tahliye taahhütnamesine dayanarak taşınmazın tahliyesini istemiştir. Davalı icra müdürlüğüne süresinde yapmış olduğu itirazında taahhütnamenin geçerli olmadığını savunmuştur. Takibe dayanak yapılan 4.2.2008 tanzim tarihli tahliye taahhütnamesindeki imza ve tarihe karşı çıkılmadığından taahhütname geçerli olup, tarafları bağlar. Davalı kiracı İ.İ.K.’nun 275. maddesi uyarınca kira sözleşmesinin yenilendiğini yada uzatıldığını kanıtlayamamıştır. Mahkemece itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

T.C. YARGITAY 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2010/5863 Karar No: 2010/10149 Karar Tarihi: 30.09.2010

Takipte dayanılan ve karara esas alınan 20.01.2009 düzenleme tarihli ve noterce düzenlenen tahliye taahhütnamesinde kiracı olarak bulunduğum ifadesinden taahhütnamenin kira ilişkisi devam ederken verildiği anlaşılmaktadır. Davalı icra takibine yasal süresinde yapmış olduğu itirazında kiracı olmadığını ve taahhüdün baskı altında verildiğini ve taahhüdün geçersizliğini ileri sürmüş, başka bir neden göstermemiş ve açıklamada bulunmamıştır. Soyut olarak tahliye taahhüdünün geçersizliğini ileri sürmek başlı başına bir itiraz nedeni sayılamayacağı gibi davalı baskı altında imzaladığını iddia ettiği taahhütnameye karşı iptal edilmesi yoluna da gitmemiştir. Noterden düzenleme şeklinde taahhütnamede kendisinin kiracı olduğunu belirttiğine ve aynı nitelikte bir başka belge ile kiracı olmadığı kanıtlanamadığına göre davalının kiracı olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece itirazın kaldırılmasına, kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

T.C. YARGITAY 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2007/5249 Karar No: 2007/7533 Karar Tarihi: 14.06.2007

Takibe dayanak yapılan 18.2.2005 tarihli noterde düzenlenen tahliye taahhüdü konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu taahhütname geçerli olup tarafları bağlar. Davacı kiralayan yasal sürede icra takibinde bulunduğuna göre Şubat 2006 kirasının alınması kira sözleşmesinin yenilendiği anlamına gelmez. Kiracı kiralananda oturduğu sürece kirayı ödemekle yükümlüdür. Takibe dayanak yapılan taahhüt noterden düzenlenmiş olup, İİKin 275. maddesi gereğince davalı kira akdinin yenilendiğine dair aynı kuvvette belge sunamamıştır. Bu durumda mahkemece istemin kabulü ile itirazın kaldırılarak tahliyeye karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

T.C. YARGITAY 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2005/7886 Karar No: 2005/9632 Karar Tarihi: 20.10.2005

Taraflar arasındaki 15.12.2003 başlangıç tarihli yedi ay süreli kira sözleşmesinin 7. maddesinde “Daha önceden beri içerisinde oturmakta olduğumuz bu işyerini 15.07.2004 tarihinde kayıtsız şartsız tahliye edeceğimizi kabul ve beyan ederiz” ifadesi ile davalının yazılı taahhütte bulunduğu, davacı tarafından yasal sürede bu taahhüde dayalı İcra takibi yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Gerek taahhüt niteliğindeki kira sözleşmesinin 7. maddesindeki ifade biçiminden gerekse sözleşmenin 4. maddesindeki “…15.12. 1995’de kiralanan bu dükkanın …” ifadesinden davalının 15.12.1995 tarihinden beri kiracı olduğu ve yenilenen sözleşme ile verilen taahhüdün geçerli bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı İcra takibine sebep olduğundan itirazın iptaline karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

T.C. YARGITAY 12. Hukuk Dairesi Esas No: 2005/10603 Karar No: 2005/14357 Karar Tarihi: 01.07.2005

Borçlu tarafından takibe itiraz edilmediği için İİK’ nun 275. maddesinde yazılı olan ( itirazın kaldırılması ) ile ilgili prosedürün uygulanması ve alacaklının tahliyeyi sağlamak için dava açması gerekli değildir. O halde, icra müdürünce yukarıdaki kurallara göre tahliye işleminin sürdürülmesi yasaya uygun olup, şikayetin reddi gerekirken kabulü isabetsizdir.

T.C. YARGITAY 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2005/2613 Karar No: 2005/3381 Karar Tarihi: 11.04.2005

Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi 01.08.2001 başlangıç tarihli ve iki yıl sürelidir. Davacı, davalı tarafından verilen 03.09.2001 tanzim ve 31.07.2004 tahliye tarihli tahliye taahhütnamesine dayanarak kiralananın tahliyesi için hakkında icra takibi yapmış ise de dayandığı tahliye taahhütnamesi adi şekilde düzenlenmiştir. Davalı da itirazında taahhütnamenin kira sözleşmesinin düzenlenmesi sırasında müzayaka halinde verildiğini, bu nedenle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Bu itiraz tahliye taahhüdünün tarihine itiraz niteliğindedir. Kiralayanın İcra İflas Kanunu’nun 275. maddesi hükmü gereğince İcra Mahkemesi’nden itirazın kaldırılmasını isteyebilmesi için dayandığı belgenin noterce re’sen tanzim edilmesi veya tarih ve imzasının tasdik ve ikrar edilmiş olması gerekir. Tahliye taahhüdünün düzenleme tarihinin sonradan yazıldığı ileri sürüldüğüne göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği göz önünde tutularak mahkemece itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerektiği bu defaki incelemeden anlaşılmakla davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

T.C. YARGITAY 12. Hukuk Dairesi Esas No: 2000/13026 Karar No: 2000/14452 Karar Tarihi: 06.10.2000

Alacaklı vekili tarafından noterlikçe düzenlenen ‘.1.1998 tarihli tahliye taahhüdüne dayalı olarak borçlu kiracı hakkında icra takibine başanılmış ve adı geçene 56 örnek tahliye emri tebliğ edilmiştir. Taahhütnamede mecurdan çıkılacağı belirtilen 1.1.2000 tarihinden itibaren 1 aylık yasal süre içerisinde takibe geçildiği için alacaklının İ.İ.K.’nin 272/1. maddesindeki kurala da riayet ettiği görülmektedir. Gerek tahliye taahhütnamesi, gerekse kira sözleşmesi hakkında takip yapılan borçlu İlyas Solak tarafından imzalanmış, borçlu vekilinin icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde kira sözleşmesindeki imzaya da karşı çıkılmamıştır. Borçlu, yargılama sırasında İ.İ.K.’nin 275/2. maddesinde öngörülen ve takip hukuku açısından geçeri, kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair bir belge sunamamıştır. Borçlunun mecurda 3. kişinin bulunduğu şeklindeki itirazı, dayanak belgelerin niteliğine ve yukarıda açıklanan ilkelere göre onun hakkında itirazın kaldırılması ve tahliyesi yönünde karar verilmesini engellemez. İnfaz sırasında mecurde 3. kişinin bulunması halinde yapılacak işlem İİK’nin 276. maddesinde hüküm altına alınmış olup, bu yoldaki bir başvuru üzerine ancak ileride nazara alınabilir. O halde itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

T.C. YARGITAY 12. Hukuk Dairesi Esas No: 1996/11878 Karar No: 1996/12729 Karar Tarihi: 21.10.1996

Kiralanan taşınmaz, 26.01.1982 tarihli noterden imza tasdikli kira sözleşmesi ile kiralayan Osman tarafından, kiracı borçlu Kemal’e 5 yıl süreli olarak kiraya verilmiştir. Daha sonra 03.03.1992 tarihinde bu akdi münasebete dayalı olarak kiracı Kemal, kiralayan Osman’a takip dayanağı tahliye taahhüdünü vermiştir. Yapılan takipte borçlu, itirazında taahhüdü baskı altında verdiğini ve kira akdinin yenilendiğini iddia etmiştir. Bu itirazlar bir belge ile ispat edilememiştir. Noter huzurunda düzenlenen 03.03.1992 tarihli tahliye taahhütnamesinin borçlu kiracı tarafından mecurda verildiği ihtilafsız olduğu gibi, taahhütname içerieğindeki; (… 01.02.1982 tarihinden itibaren kiralamış bulunuyorum) sözleri ile de sabittir. Yeni malik olan her iki alacaklı Ufuk ve Mustafa’nın Osman’a halef olarak geçerli tahliye taahhütnamesine göre, sözkonusu takibi başlatıp sürdürmelerinde yasaya aykırı bir cihet yoktur. Marmaris İcra Tetkik Merci Hakimliği’nin 1990/27-33 sayılı dosyasında takip sadece Osman tarafından yapılmıştır. Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1989/201-243 sayılı dosyasında ise, S. tarafından yeniden iktisap ve ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açıldığı görülmektedir. Bu durumda akdin, Osman tarafından tek başına yapılmadığı biçimindeki merci gerekçesinde isabet yoktur. İtirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Web Sitesi içerisinde paylaştığımız genel hukuki bilgiler ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir.Her konu kendi içerisinde farklıdır. Yazıların kullanılmasından kaynaklı mağduriyetten tarafımız sorumluluk almamaktadır. Hukuk büromuz Bodrum’da görev yapmaktadır. Genellikle Bodrum’daki uyuşmazlıklarla ilgili davalara bakılmaktadır. Bodrum Avukatları , Bodrum, olarak Muğla Barosuna bağlı avukatlarız. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60