Menni Müdahale – Ecrimisil

Bilindiği üzere; Türk Medeni Kanunu’nun 683/2. maddesinde “Malik malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” denilerek mülkiyet hakkına değer verileceği hükme bağlanmış, Anayasa’nın 35. maddesi de aynı yönde bir düzenleme getirmiştir.

Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun “komşu hakkı” başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.

Öte yandan, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 35. maddesi uyarınca kat mülkiyetine tabi taşınmazlar hakkında açılan bu tür davalarda, tüm kat maliklerinin davalı olarak davada yer alması zorunludur. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir.

Öte yandan; ecrimisil, kötüniyetli zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu bir şeyi haksız olarak alıkoyması nedeniyle hak sahibine ödemek zorunda kaldığı bir tür haksız fiil tazminatı niteliğindedir.

Ecrimisil ile ilgili bilgi almak için tıklayınız : Ecrimisil Davalarıhttps://www.sevinozsekerkarabudak.av.tr/ecrimisil-davalari/

BAZI EMSAL KARARLAR


YARGITAY . Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2020/8-242 Karar No: 2020/712 Karar Tarihi: 06.10.2020.

0411.2014 tarihli ve 2014/116 E., 2014/781 K. sayılı kararı ile; dava konusu kantin ve kafeteryanın 3 yıl süreyle kiraya verilmesi amacıyla ihalesi yapılıp ihale sonucunda davalı ile kira sözleşmesi imzalanarak taşınmazın davalıya teslim edildiği, sözleşmenin 3 yıl süreli olup belirli süreli kira sözleşmesi olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 347/1. fıkrasının 1. cümlesi gereğince belirli süreli kira sözleşmelerinin süresinin bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunulmadıkça, sözleşmenin aynı koşullarla 1 yıl için uzatılmış sayılacağı, kiraya verenin sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremeyeceği, söz konusu kira sözleşmesinin, usulüne uygun olarak açılan tahliye davası veya tarafların karşılıklı irade beyanları veya kiralananın tamamen yok olması ile sona erdiğine dair davacı tarafça dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı, davacının kendi kiracısı ile düzenlediği kira sözleşmesi usulüne uygun olarak feshedilmediğinden veya kiracının tahliyesi için tahliye davası açılmadığından mevcut kira sözleşmesinin tüm hükümleri ile geçerli olup tarafları bağlayacağı, kiralayan tarafından düzenlenen tek taraflı fesih ihbarı ile kira sözleşmesinin sona erdirilmesi ve buna bağlı olarak davalı kiracının fuzuli şagil olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, aynı zamanda haksız işgal tazminatının, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olduğu, bu hâliyle davalı kiracının dava tarihi itibariyle zilyet olduğu ve kullandığı yeri haklı bir sebebe dayalı hukuka uygun olarak kullandığı, yapılan bilirkişi incelemesi ile davalı kiracının kira sözleşmesinden kaynaklanan ve dava konusu edilen 04.01.2013- 03.07.2013 ile 04.07.2013 -03.12.2013 tarihleri arasında herhangi bir kira borcunun bulunmadığının anlaşıldığı, buna göre davacının ecrimisil talepli davasının yasal şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.


Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 29.04.2019 tarihli ve 2018/3514 E., 2019/4430 K. sayılı kararı ile; “Dava, dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere ecrimisil talebine ilişkindir. Taraflar arasında 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 51. maddesi uyarınca, 04.01.2010 başlangıç tarihli 3 yıllık kira sözleşmesi bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Aynı Kanun’un 75. maddesine göre; kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi hâlinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir, aksi hâlde ecrimisil alınır. Taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin 4. maddesine göre; ihale süresi sona erdiğinde veya idare tarafından süresinden önce iptal edilmesi hâlinde, kiracı herhangi bir şarta bağlı kalmaksızın kiralanan yeri tahliye etmekle yükümlüdür. Davacı 20.11.2012 tarih 4811 sayılı yazı ile kira sözleşmesinin 03.01.2013 tarihinde sona ereceğini, taşınmazın tahliye edilmesi gerektiğini davalıya bildirmiştir.


T.C. YARGITAY 8. Hukuk Dairesi Esas No: 2018/15608 Karar No: 2019/3867 Karar Tarihi: 09.04.2019 Somut olayda, mahkemece, taraflar arasında kira sözleşmesinin olmadığı, davalı tarafından dayanılan 01/04/2008 tarihli protokol hükümlerinde, davalının kullanımı haklı gösterecek bir hüküm bulunduğunu kanıtlamadığı, davalının kullanımının haksız olduğu gerekçesi ile davalı aleyhine ecrimisil tazminatına hükmedilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki davalının dava konusu taşınmazı, taraflar arasındaki itiraza uğramayan protokol hükümleri uyarınca kullandığı, dava konusu taşınmazın protokol hükümlerine göre davacıya devredildiği, davalının bu süre içerisinde taşınmazı gerek kiraya vererek, gerekse bizzat kullandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu taşınmazın davalı tarafından haksız olarak kullandığından ve davalının kötüniyetli olduğundan bahsedilmeyeceği açıktır. Hal böyle olunca, saptanan bu olgular karşısında, davacının davalıya karşı keşide ettiği ihtarname ile davalının dava konusu taşınmazı iyiniyetle kullanımı sona ereceğinden, ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinden itibaren, (ihtarname içeriğine göre tebliğden itibaren 15 gün sonra) davalı aleyhine ecrimisil tazminatına hükmedilmesi gerekmekte iken, yazılı olduğu üzere davalı aleyhine 26/12/2008- 26/12/2013 tarihleri arasında hesaplanan ecrimisil tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Davacı vekili, müvekkilinin 1049 ada 12 sayılı parsel maliki olduğunu, davalıların da aynı yer 2 sayılı parselde bulunan komşu villanın sahipleri olduğunu, davalıların bahçesinde bulunan ağaçların müvekkilin bütün manzarasını kapattığını, müvekkiline zarar veren ve manzarasını kapatan söz konusu ağaçların budanma, kesilme veya başka yere nakledilmesi yöntemi ile müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.


T.C. YARGITAY 14. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/4518 Karar No: 2019/313 Karar Tarihi: 14.01.2019 TMK m. 683’teki “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.

Somut olaya gelince; davacı vekili dava dilekçesinde, davalılara ait 2 parsel sayılı taşınmazda bulunan ağaçların büyümesiyle davacıya ait 1049 ada 12 parsel sayılı taşınmazın deniz manzarasının kapatıldığı gerekçesiyle komşuluk hukukuna dayanarak müdahalenin önlenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemece yukarıda açıklanan kurala uymayan bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne karar verilip, dava konusu 1049 ada 12 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte dava konusu edilmeyen 11 parsel sayılı taşınmaz hakkında da hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60