İNANÇLI İŞLEM NEDİR?

İnançlı işlem, İnan ile inanılan arasında kurulan, inananın hakkını belirli süre ve koşullarda inanılana devretmesi, inanılanın ise koşullar gerçekleştiği zaman ve koşullara uygun olarak inana hakkını iade ettiği sözleşmelerdir.

İnanç sözleşmesinin geçerlilik şeklinin nasıl olması gerektiği hakkında bir kural yoktur. Ancak inanç sözleşmelerinin ispatı yazılı delillerle, yazılı delil yoksa delil başlangıcı kabul edilen ve karşı tarafın yazısını içeren e posta, mesaj, vb. delillerle ispatlanabilir. İnanç sözleşmesinin ispatının bir diğer yolu da yemin delilidir. Daha fazla bilgi için Bodrum ilçesinde faaliyet gösteren ÖZŞEKER HUKUK BÜROSU’NDAKİ avukatlara danışabilirsiniz

İnanç sözlemeler için zamanaşımı süresi özel olarak belirlenmemiştir. öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.

Ancak zamanaşımı süresinin başlaması için inanın, inanılanın iade yükümlülüğünü yerine getireceğine dair inancını yitirmesi  gerekir. Daha fazla bilgi için Bodrum ilçesinde faaliyet gösteren ÖZŞEKER HUKUK BÜROSU’NDAKİ avukatlara danışabilirsiniz

YARGITAY 7. Hukuk Dairesi’nin, 2021/2181 esas, 2022/7507 karar, 06.12.2022 tarihli  kararında inanç sözleşmesi şu şekilde anlatılmıştır;

YARGITAY 7. Hukuk Dairesi’nin, 2021/2181 esas, 2022/7507 karar, 06.12.2022 tarihli  kararında’’…İnançlı devir, bir taşınmaz mülkiyetini devren kazanan kimsenin, bu mülkiyeti devredenle aralarında kararlaştırılan amaca göre kullanmayı ve gerektiğinde mülkiyeti kendisine devretmiş olana veya bir üçüncü kişiye devretmeyi taahhüt etmesi ve itimat edenin bu taahhüdüne güvenerek taşınmazın mülkiyetini devretmesi halidir (M. … …, Eşya Hukuku, İstanbul, Yimiüçüncü Baskı, 2021, s.436).İnançlı işlemle inanılan, kendisine geçen inanç konusu malın mülkiyeti ve alacak üzerinde tam bir hak kazanır. İnançlı işlem ile inanılan, devredilen taşınır ve taşınmaz malın tam maliki, alacağın tam sahibi olur. Buna tam hak kazanma teorisi denir. Ancak, inanç anlaşması gereğince inanılan, inananın aleyhine hareket etmemek, … başkasına devretmemek veya rehnetmemek ve süre dolunca veya amaç gerçekleşince kendisine devredilen mülkiyet ve alacak hakkını tekrar inanana devretmek zorundadır ( …, Mülkiyet Hukuku, Ankara, Altıncı Baskı, Diğer taraftan inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.

Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek veya idare olunmak üzere, mal varlığına dahil bir şey veya …, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar.

Başka bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.

Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak …; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.

Diğer bir bakış açısıyla taşınmazın mülkiyeti inanılana (alacaklıya) geçmiştir. Taşınmazda inanarak satanın (borçlu) mülkiyet … kalmadığı gibi, alıcının bu mülkiyet … üzerinde kurulmuş olan bir rehin hakkından da söz edilemez….’’ Şeklindedir.

YARGITAY 7. Hukuk Dairesi’nin, 2022/4095 esas, 2022/7075 karar, 21.11.2022 tarihli kararında inanç sözleşmesinin ispat şekli şu şekilde anlatılmıştır;

‘’05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının sonuç bölümünde ifade olunduğu üzere, inançlı işleme dayalı olup dinlenilirliği kabul edilen iddiaların ispatı, şekle bağlı olmayan yazılı delildir. İnanç sözleşmesi olarak adlandırılan bu belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesi gereklidir. Bunun dışındaki bir kabul, hem İçtihadı Birleştirme kararının kapsamının genişletilmesi, hemde taşınmazların tapu dışı satışlarına olanak sağlamak anlamını taşıyacağından kendine özgü bu sözleşmelerle bağdaştırılamaz. 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İnançları Birleştirme kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir..’’ şeklindedir.( YARGITAY 7. Hukuk Dairesi’nin, 2022/4095 esas, 2022/7075 karar, 21.11.2022 tarihli kararı)

YARGITAY 11. Hukuk Dairesi’nin, 2021/3724 esas, 2022/7665karar, 01.11.2022  tarihli kararı ‘’..İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 10/09/2012 tarihli hisse devir sözleşmesinde davaya konu hisse devrine ilişkin bedelin nakden ve tamamen alındığından söz edilmesine rağmen davacı tarafından inançlı işlem iddiasına yönelik olarak davacı tarafça yazılı bir sözleşme sunulmamış ise de, davacı tarafından ibraz edilen e-posta ve telefon mesajlarının delil başlangıcı niteliğinde olduğu, davalı … Aydoğdu tarafından gönderilen yazıların hisse devrinin inançlı işlem olarak yapıldığını açıkça ve tartışmaya bir yer bırakmayacak biçimde ortaya koyduğu, davaya konu hisse devrinin inançlı işlem yoluyla devredildiğine ilişkin delil başlangıcı niteliğindeki kayıtların tanık beyanları ile doğrulandığı, davalı tarafın bu delillere karşı hisse devir sözleşmesindeki yazılı kayıt dışında cevap dilekçesinde dile getirdiği gibi davaya konu hisse bedelini davacıya ödediğine ilişkin bir belge ve delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu hisselerin davacıya ait olduğunun tespiti ile iadesine karar verilmiştir…’’

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 15/02/2022 tarihli ve 2021/1268 E., 2022/258 K. sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmenin doğru olmadığı davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, ancak inançlı işlem iddiasına dayalı davada her ne kadar tanık beyanları alınmış ise de tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, davacıların inançlı işlem iddiasını ispat yönünden 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereği yazılı delil sunmadığı, dosyaya sunulan vekâletnameler, azilname ve mesajların da delil başlangıcı niteliğinde belge olmadığı, davacıların açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.’’ Şeklindedir. . Daha fazla bilgi için Bodrum ilçesinde faaliyet gösteren ÖZŞEKER HUKUK BÜROSU’NDAKİ avukatlara danışabilirsiniz


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Web Sitesi içerisinde paylaştığımız genel hukuki bilgiler ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde   cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Yazıların kullanılmasından kaynaklı mağduriyetten tarafımız sorumluluk almamaktadır. Hukuk büromuz Bodrum’da görev yapmaktadır. Genellikle Bodrum’daki uyuşmazlıklarla ilgili davalara bakılmaktadır. Bodrum Avukatları olarak Muğla Barosuna bağlı avukatlarız. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60

 Özşeker Hukuk Bürosu, Muğla İli Bodrum İlçesinde  Av. Sevin Özşeker Karabudak tarafından kurulmuştur. Hukuk Büromuzda Av. Derin Özşeker ve Av. Sevin Özşeker Karabudak olmak üzere iki avukat tarafından dosyalar takip edilmektedir. Kurulduğu günden itibaren müvekkillerinin hukuki problemlerine kısa zamanda yaratıcı ve etkili çözümler üretmeye çalışmakta ve müvekkillerin hukuki sorunlarını memnun kalabilecekleri en iyi şekilde sonuçlandırmak üzere çalışma sürdürmeye özen göstermekteyiz. Dinamik bir bakış açısı ve sürekli eğitimler ile kendimizi yenilemeye yönelik yaptığımız çalışmalar neticesinde hukuk büromuz ;Gayrimenkul Hukuku, Kira Hukuku, Miras Hukuku, Ceza Hukuku, İş Hukuku, İcra iflas Hukuku, Aile Hukuku ,Ticaret Hukuku, İdare Hukuku, Sigorta Hukuku ve diğer pek çok alanda avukatlık ve danışmanlık hizmetleri  sunmaktayız.

Daha fazla bilgi için Bodrum ilçesinde faaliyet gösteren ÖZŞEKER HUKUK BÜROSU’NDAKİ avukatlara danışabilirsiniz