AİLE KONUTU KİRA HUKUKU

 

Aile konutu

 Madde 194 

 Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

 Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilir.

 Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini (EKLENMİŞ İBARE RGT: 19.02.2014 RG NO: 28918 KANUN NO: 6518/44) tapu müdürlüğünden isteyebilir.

 Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur

TMK’nun 194.maddesinin son fıkrasında; “Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur” düzenlemesine yer verilmiştir.

KONUTUN AİLE KONUTU OLUP OLMADIĞININ TESPİTİ

Konutun aile konutu olup olmadığının tespiti (TMK.m.194) görevi Aile Mahkemesine, özgüleme (TMK.m.652) görevi ise Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. O halde mahkemece konutun aile konutu olup olmadığının tespiti konusunda taraflara delillerinin sorulup toplanması değerlendirilip sonucu itibariyle karar verilmesi özgüleme ile ilgili davada bir kısım davalıların Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/182 esasında ortaklığın giderilmesi davası da açtıkları gözetilerek bu hususta görevsizlik kararı vermesi gerekirken, yanlış nitelendirme, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. (T.C. YARGITAY 2. Hukuk Dairesi Esas No: 2006/19501 Karar No: 2007/14057 Karar Tarihi: 22.10.2007)

 

T.C. YARGITAY 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2006/2915 Karar No: 2006/4944 Karar Tarihi: 08.05.2006

Takip ve davanın dayanağı olan yazılı kira sözleşmesi davacılar ile davalılardan D. K. arasında imzalanmıştır. Kiracı D. K. tarafından imzalanan 23.8.2004 tanzim ve 28.8.2005 tahliye tarihli yazılı taahhütname yasal sürede icra takibine konmuş ve kiracı D. K. taahhüdün geçersiz olduğuna, yeni dönem başlarken zorla ve baskı altında imzalatıldığına dair itiraz etmiş, ayrıca hakkında herhangi bir talep bulunmayan N. K. vekili aracılığı ile icra dosyasına konulan dilekçesinde, eşi D. K. tarafından tahliye taahhüt edilen ve takip konusu olan kiralananın “aile konutu” olarak kullanıldığını, Medeni Kanunun 194. maddesi gereğince eşlerden birinin diğerinin rızası olmadan kiracı olunan aile konutu ile ilgili akdi feshedemeyeceğini bildirmiş, kiracının itirazı ile takip durmuş olduğundan mahkemede açılan davaya da N. K. cevap dilekçesi vererek itirazlarını tekrar etmiş eşinin akdi feshetmesine rızası olmadığı bildirilmiştir. Mahkemece de bu savunma yönünde davanın reddine karar verilmiş ise de Medeni Kanunun 194.maddesi anlamında “aile konutu”ndan söz edilebilmesi için Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından, kiracı olunan yerin “aile konutu” olarak özgülendiğine dair karar verilmiş olması gereklidir. Medeni Kanunun 194/3.maddesi de bu yönde düzenlenmiştir. Bu davaya konu kiralananın Medeni Kanunun 194. maddesi anlamında “aile konutu” olduğuna dair bir mahkeme kararı sunulmadığından davalı N. K. vekilinin savunmalarına itibar edilerek davanın reddi isabetsiz olmuştur. Kiracı D. K. da itirazlarını kanıtlayamadığından davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi doğru değildir

 

T.C. YARGITAY 12. Hukuk Dairesi Esas No: 2016/4773 Karar No: 2016/22776 Karar Tarihi: 01.11.2016 YARGITAY KARAR

Şikayetçinin tahliyeye konu aile konutu olduğunun tespitine yönelik açılmış bir dava ve aile mahkemesince bir belirlemenin bulunup bulunmadığı araştırılmalı

Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz hükmü yer almakta; aynı Kanunun 194/3. maddesinde ise; Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir. düzenlemesi bulunmaktadır. Bu hükümler göstermektedir ki, aile konutu özel bir konuma ve öneme sahip kılınmış ve üzerindeki tasarruf yetkisi yasa ile sınırlandırılmıştır. Takibe ve tahliyeye konu taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmesi halinde bu yasal gereklerin yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerekecektir. Şikayetçi tarafından Bakırköy 4. Aile Mahkemesinin 2012/25 E. sayılı dosyası ile dava açıldığına göre, anılan davanın, tahliyesi istenen yerin aile konutu olduğunun tespitine yönelik olarak açıldığının belirlenmesi halinde, bu dava bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Hukuk Genel Kurulu’nun 26.10.2005 tarih ve 2005/12-676 E. 2005/600 K. sayılı ve 19.10.2005 tarih ve 2005/12-652 E. 2005/583 K. sayılı kararları).

 

T.C. YARGITAY 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2009/6464 Karar No: 2009/10160 Karar Tarihi: 19.11.2009Davalı Ş’nin temyiz itirazlarına gelince; Davacının dayandığı 15.10.2000 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesinde kiracı Ş.M A olup, Ş A kiracı değildir. Davalı Ş Medeni Kanun’un 194/4. maddesi uyarınca kiralayana ihtar gönderip konutu eşi ile birlikte kullandıklarını aile konutu olduğunu bildirmediğinden kira sözleşmesinin tarafı olmamıştır.


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Web Sitesi içerisinde paylaştığımız genel hukuki bilgiler ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde   cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Yazıların kullanılmasından kaynaklı mağduriyetten tarafımız sorumluluk almamaktadır. Hukuk büromuz Bodrum’da görev yapmaktadır. Genellikle Bodrum’daki uyuşmazlıklarla ilgili davalara bakılmaktadır. Bodrum Avukatları olarak Muğla Barosuna bağlı avukatlarız. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60

 

 Özşeker Hukuk Bürosu, Muğla İli Bodrum İlçesinde  Av. Sevin Özşeker Karabudak tarafından kurulmuştur. Hukuk Büromuzda Av. Derin Özşeker ve Av. Sevin Özşeker Karabudak olmak üzere iki avukat tarafından dosyalar takip edilmektedir. Kurulduğu günden itibaren müvekkillerinin hukuki problemlerine kısa zamanda yaratıcı ve etkili çözümler üretmeye çalışmakta ve müvekkillerin hukuki sorunlarını memnun kalabilecekleri en iyi şekilde sonuçlandırmak üzere çalışma sürdürmeye özen göstermekteyiz. Dinamik bir bakış açısı ve sürekli eğitimler ile kendimizi yenilemeye yönelik yaptığımız çalışmalar neticesinde hukuk büromuz ;Gayrimenkul Hukuku, Kira Hukuku, Miras Hukuku, Ceza Hukuku, İş Hukuku, İcra iflas Hukuku, Aile Hukuku ,Ticaret Hukuku, İdare Hukuku, Sigorta Hukuku ve diğer pek çok alanda avukatlık ve danışmanlık hizmetleri  sunmaktayız.