SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Türk Medeni Kanunun 716. Maddesi uyarınca açacağı tapu iptal ve tescil davasında hükmen yerine getirilmesini isteme hakkı vardır. Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

YARGITAY 14. HD ESAS NO:201/4474 KARAR NO: 2011/5757 TARİH:28/04/2011)
“Dava da dayanılan 20.04.1995 tarihli satış vaadi sözleşmesinin ikinci sayfasında satış vaad olunan taşınmazı vaad alacaklısına teslim edildiği yazılıdır. Kısaca, satış vaad olunan taşınmaz sözleşmeyle davacılara teslim edildiğinden davalının zamanaşımı savunmasında dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Hal böyle olunca mahkeme çekişmenin esası incelenerek bir hüküm kurulması yerine zamanaşımı savunması kabulü ile davanın reddi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmekmiştir.”

T.C.YARGITAY14. Hukuk DairesiEsas No: 2019/3162Karar No: 2020/4275 Karar Tarihi: 01.07.2020
“…Davacıların usulüne uygun düzenlenmiş satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı taşınmazın ifraz olanağı olmadığından mahkemece tapu iptal ve tescil talebinin reddi doğru ise de, bir taahhüt muamelesi olarak geçerliliğini koruyan sözleşme ile dava konusu taşınmazın satın alınan payın dava tarihindeki rayiç değeri üzerinden ödenen kısmın oranlaması yapılmak suretiyle ulaşılan değer hesaplanarak taleple bağlılık ilkesi de gözetilmek suretiyle tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…”

T.C.YARGITAY7. Hukuk DairesiEsas No: 2023/1504 Karar No: 2023/3181Karar Tarihi: 07.06.2023sayılı kararında belirttiği üzere
” Kural olarak, 10.07.1940 tarih, 2/77 sayılı ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hâle getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.”