MEŞRU MÜDAFAA NEDİR?

TCK 25. MADDESİ /1.FIKRA

“TCK 25 (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”

Maddenin gerekçesi şöyledir ki ;

“Bir kere her türlü hakka yönelik haksız bir saldırıya karşı meşru savunmanın söz konusu olduğu belirtilmiş ve böylece kurumun, bazen anlamsız ve sosyal gereklere aykırı düşecek derecede dar tutulmasının önüne geçilmesi istenilmiştir.

Ayrıca, şu husus da belirtilmelidir ki, kişileri suç işlemekten caydıracak en etkin araçlardan birisi, suç işlediklerinde karşılık görebilecekleri endişesi olduğundan, meşru savunma hakkının böylece genişletilmesi, kriminolojik yönden caydırıcı etki de yapabilecektir.”

Herkes bir saldırı esnasında saldırıya bir tepki vermektedir. Kendisine yönelen bir saldırıya mücadele eden kimse saldırıya Ceza Hukukunun aradığı şartları aşmamak ve bu şartlara uygun davranmak kaydı ile kendisini savunabilmekte ve kendisine yöneltilen saldırıyı bertaraf edebilmektedir. Kişi kendisinin hukuk tarafından korunan haklarının saldırıya uğraması halinde kendi kendisini koruma hakkına sahip olup bu uğurda kuvvet kullanabilmesidir. Saldırıyı defetmek amacıyla kişinin gerçekleştirdiği eylem saldırıyı engellemek, önlemek amacı ile olduğu gibi reaksiyon vermek şeklinde de olabilmektedir.

Meşru müdafaa ile Devletin koruması altındaki bir hak da korunmuş olmaktadır. Çünkü  Devletin koruma ve önleme görevi mevcuttur, bu hususta kişinin koruduğu hak aynı zamanda Devletinde koruma yükümlülüğü altındaki haktır.

Meşru Müdafaa Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2. Maddesinde de yaşama hakkı  yer almakta olup bu nedenle uluslararası hukukta da yerini almış bulunmaktadır. AİHS ; “Her ferdin gayrimeşru cebir ve şiddete karşı korunmasını sağlamak için” işlenen fiiller, yaşama hakkının istisnası olarak kabul etmiştir.

1982 Anayasası 17. Maddesi hukuka uygunluk sebebi olarak Meşru Müdafaa belirtilmiştir.

MEŞRU MÜDAFAA ŞARTLARI NELERDİR?

Meşru müdafaanın uygulanması çok yaygın değildir bu nedenle bir eylemin meşru müdafaa kapsamında olduğu ispat edilmesi gerekmektedir. Meşru müdafaanın şartlarının var olması gerekmektedir.

  • Ortada bir SALDIRI olmalıdır.
  • Saldırı HAKSIZ olmalıdır.
  • Saldırı bir HAKKA yönelik, hakka ilişkin olmalıdır.
  • Saldırı devam ediyor olmalıdır.
  • Eylem saldıran kişiye yönelik gerçekleştirilmelidir.
  • Saldırıya yöneltilen eylem orantılı olmalıdır.
  • Savunma son çare olmalıdır
  • Saldırının gerçekleşmesi muhakkak olmalı.
  • ORTADA BİR SALDIRI OLMALIDIR.

Saldırı icra-i veya ihmali bir insan hareketi ile gerçekleştirilebilmektedir.  Saldırıdan kastedilen bir kişinin icra-i veya ihmali bir hareketi ile gerçekleştirilen ve hukuki bir değeri tehdit eden her türlü davranıştır. KARŞILIKLI OLARAK ÇATIŞMA VE KAVGA HALİNDE meşru savunmanın bulunup bulunmadığını tespit etmek için kavgayı kimin başlattığını da tespit etmek gerekmektedir. Kavgayı başlatan tespit edilemez ise o halde meşru savunma uygulanmayacaktır. Doktrinde ise bu hallerde her iki tarafa da meşru savunma hükümlerinin uygulanması, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince gerekmektedir. Saldırı TAKSİRLE veya KASTEN gerçekleşmesi halinde fark bulunmamaktadır.

Saldırının cebir ve tehdit içermesi gerekmemektedir. İlla ki cebir ve tehdit olması gerekmez, olmasa dahi saldırı olabilir ve meşru savunmada bulunulabilir. Mühim olan meşru savunmayı gerektirecek bir hukuken de fiil olarak nitelendirilebilen bir saldırının var olmasıdır.

Saldırının kendisine yönelmeside gerekmek üçüncü kişilere yöneltilen saldırılardada meşru savunma hakkı vermektedir. Bir kişi bir başkasına yöneltilen saldırıyı def etmek amacı ile de kuvvet kullanabilir ve meşru savunma hakkını kullanmış olur.

Meşru savunma halinde işlenen fiiller nedeni ile saldırıda bulunan şahsına ve malına verilen zarardan dolayı tazminat ödemek zorunda kalmaz. Bu husus Borçlar Kanunu madde 64/1 de de bahsetmektedir.

  • SALDIRI HAKSIZ OLMASI GEREKMEKTEDİR. Saldırı gerçekleştiren kişi bu saldıyı bir hakkın kullanımı veya bir görevi yerine getirmek için gerçekleştirmişse o halde meşru savunma uygulanmaz. Bu kapsam dışında ise o halde “hukuka aykırı olan” eylem olacağından haksız eylem kabul edilecektir. Eylemin haksız olması kafi olup eylemin suç teşkil etmesi de aranmaz. Meşru savunmayı gerçekleştiren karşısındaki saldıran kişinin eyleminin haksız eylem olduğu bilincinde olarak hareket etmesi gerekmekte.

Taksirle işlenen veya kusur olmasa da sebep olunan saldırılarda meşru         savunma yapılabilir. Yaşı küçük olan veya akıl sağlığı yerinde olmaya kimselerin gerçekleştirdikleri saldırılara karşıda meşru savunma mümkündür. Burada saldırının tespiti önemlidir. Ortada gerçekten bir saldırı var mıdır?

Saldırıyı gerçekleştiren kimse de şahsi cezasızlık hali veya cezayı kaldıran şahsi bir sebep var ise o hallerde de meşru savunma hakkından bahsedilebilir, bunun sebebi bu hallerin saldırının haksızlığını ortadan kaldırmamaktadır. Yine saldırıyı gerçekleştirenin diplomasi dokunulmazlığı olması, milletvekili dokunulmazlığının olması da haksız saldırı halinde meşru savunma hakkını ortadan kaldırmayacaktır.

Saldırıya sebep olacak tahrik eylemlerini gerçekleştiren kişinin dahi meşru savunma hakkı mevcuttur. Bir saldırıya sebep olan kişinin saldırı gerçekleşirken kendisini savunmaması kendisinden beklenemez ve istenemez ancak saldırıyı gerçekleştirenin kusurunu azaltır. Ancak sırf bir kimseye zarar vermek ama ceza almamak için tahrik edip meşru savunmadan yararlanması söz konusu da olmayacaktır.

  • SALDIRI BİR HAKKA YÖNELMİŞ OLMALI.

Saldırı bir hakka yönelmiş olmalıdır, “hak” denilerek korunan hukuki değerler genişletilmiştir. Ancak burada önemli olan korunan hak ile meşru savunma ile feda edilen hak arasında bir denge olmasıdır. Hak kavramı çok geniş olup bir kimsenin şahsi, hukuki hakları korunmaktadır. Ayrıca bahsedilen hakların illa ki bir ceza normu ile de korunuyor olması da gerekli değildir.

Kamu düzeninin korunması devlete ait olduğu için kamuya özellikle devlete ait menfaatlerin korunması meşru savunma yönünden mümkün değildir. Genel hukuk düzenini etkileyen saldırılar kişilerin kendi şahsi aktüel haklarına da zarar veriyor onları da etkiliyor ise o halde meşru savunma haktır.

  • SALDIRININ DEVAM EDİYOR OLMASI GEREKMEKTEDİR.

Saldırı doğrudan doğruya başlamış ama henüz sonlanmamış olmalıdır. Hakka yönelen tecavüz ile savunma aynı zamanda olması gerekmektedir. Olması ihtimal halinde olan savunma meşru savunma kapsamı içerisinde değildir. Ancak saldırı başlamamış ama başlaması muhakkak ve saldırının başladığı zaman da saldırının defedilmesi imkansız veya çok güç olacak ise gerçekleşmesi muhakkak olan saldırıya karşı meşru savunma mümkündür. “Gerçeklemiş veya tekrarı muhakkak”  kastedilen istenilen de budur.

Saldırı bittikten sonra, saldırıya uğrayanın tepkiler artık hukuka uygunluk halinden çıkmaktadır.

Mütemadi suçlarda yani devam eden suçlarda, saldırı bitmediği için bu zaman zarfı içerisinde meşru müdafaa mümkündür.

  • SAVUNMA MECBURİ OLMALIDIR.

Saldırı ile savunma aynı anda gerçekleşmelidir. Saldırı ile aynı anda gerçekleştirilen savunma haklı kabul edilir, son çare savunma yapılması gerektiği, başkaca da saldırıdan kurtulma imkanının olmadığı hallerde meşru savunmadan bahsedilecektir.

Savunma mecburi olmalıdır. Bu mecburiliğe bakılırken ise saldırının bu savunma ile derhal ve kesin olarak ortadan kaldırıp kaldırmadığına dikkat edilir. Saldırıyı derhal ve kesin olarak ortadan kaldıran tüm savunma imkanları mecburi kabul edilmektedir. Burada savunmanın yeterli olan ve en az zarar verici olan , tercih edilmelidir. Bu en basit ve en hafif olan aracın kullanılması olarak ifade edilmektedir.

SALDIRIYA MARUZ KALAN KİMSENİN İMKANI OLSA DAHİ KAÇMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ YOKTUR. Yargıtay kaçma imkanı varken kaçmayıp karşılık veren kimsenin meşru müdafaa halinde bulunduğunu kabul ettiği kararları mevcuttur.

ANCAK polisin ve askerin mevcut bulunduğu ve önlem almak durumunda olduğu hallerde kural öncelikle onların tesirli bir savunma göstermesidir. Saldırıya uğrayan bu yardımı ivedi şekilde tahrik etmesi gereklidir.

Savunmanın mecburiliği her somut olaya göre ayrıca değerlendirilmektedir.

  • SAVUNMA SALDIRIYA VE SALDIRINA KARŞI YAPILMALIDIR.

Saldırıyı gerçekleştirilenin bilinir olması gerekmektedir çünkü meşru savunma saldırıyı gerçekleştirene yapılabilmektedir. Savunma eylemi gerçekleştirildiği sırada üçüncü kişilerin hakları ihlal edilmiş ise o halde üçüncü kişiler bakımından meşru savunmadan bahsedilemeyecektir. Ancak üçüncü kişiler bakımından zaruriyet hali ve özel hukuk sorumluluğu doğabilecektir.

  • SAVUNMA TECAVÜZ İLE ORANTILI OLMASI GEREKMEKTEDİR.

Meşru savunmadan bahsedilebilmek için yönelen saldırıyı defedecek ölçüde bir savunma olması gerekmektedir. Saldırıya uğrayan kişi ancak bu saldırıyı etkisiz kılacak ölçüde bir davranış gerçekleştirdiği hallerde meşru savunmanın hukuka uygunluğundan faydalanılacaktır.

Burada saldırı ile meşru savunma arasındaki oran somut olay ile değerlendirilir. Savunmada kullanılan araçlar ile saldırıda kullanılan araçlar mukayese edildiğinde aralarında bir denge olmalıdır. Saldırıya uğrayan hak ile zarar gören hak arasında da bir oran var olmalıdır.

Meşru savunma bulunan kişinin elindeki araç saldıranın elindeki araçtan daha etkili olsa dahi ölçülü kullanıldığında meşru müdafaa kapsamında kalacaktır. Kendisine bıçak çekilen kimsenin silahı ile o kişiyi yaralaması meşru müdafaa kabul edilebilirken o kişinin öldürülmesi meşru müdafaa kapsamında sayılmaz nitekim meşru savunma sınırları aşılmıştır.

Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a aittir. Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka  web sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Bu içerik bilgi vermek amaçlı olup dilekçeler içerisinde kullanılabilir.  Her somut olayın kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden alanında uzman bir avukattan ofiste danışmanlık alınması gereklidir.