İDDİANAMEDE YER ALMAYAN SUÇTAN CEZA VERİLMESİ VE CMK 225

Ceza Muhakamesi Kanunu’nun 225. Maddesi ‘(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. (2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.’’ Şeklinde düzenlenmiştir.

Bu madde gereğince  iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturmaktadır.

Nitekim Konuya İlişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/26316 esas, 2021/28406 karar sayılı, 02.12.2021 tarihli kararı şu şekildedir;

’’Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü.

 Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,

1) Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin, sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından, sanık …’nın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

 2) Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyizinde ise, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

 Dairemizce de benimsenen CGK’nın 16/04/2013 tarih, 2012/6-1307 Esas, 2013/151 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK’nın 170, 225. maddelerindeki düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.

 Soruşturma aşamasında elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir.

 İnceleme konusu dosyada; iddianame içeriğinde sanık …’nın görevli polis memurlarına karşı görevlerini yapmalarına engel olmak amacıyla direnme suçunu oluşturacak biçimde tehdit ya da cebirde bulunduğuna dair herhangi bir anlatımın bulunmadığı, sanık hakkında düzenlenen sevk maddelerinde de yalnızca hakaret suçunun yeraldığı görülmekle, sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan usulüne uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı gözetilmeden, bu suçtan hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesinin 1. fıkrasına aykırı davranılması,

3- Kabule göre de, 

Sanığın görevi yaptırmamak için direnme eylemini, katılan ve müşteki polislere karşı bir suç işleme kararı kapsamında tek bir fiil ile gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi karşısında, TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 

Sonuç: Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.’’

Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 2017/2335 esas, 2017/5698 karar, 01.11.2017 tarihli kararı ise

’’Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan hükümlü …’ın, 5237 sayılı TCK’nun 188/3, 52/2, 53/1-2. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 1.200 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/01/2009 tarih ve 2007/347 Esas, 2009/30(İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/01/2009 tarih ve 2007/425 Esas, 2009/503 Karar) Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

……

B) Kanun Yararına Bozma Talebi:

Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “5271 sayılı CMK’nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, sanık … hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın (CMK’nun 250. MD. İle Görevli) 24/08/2007 tarihli 2007/239 sayılı iddianamesi ile örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan TCK’nun 220/7 maddesi gereğince cezalandırılmasının talep edildiği, sanık …hakkındaTCK’nun 188/3 maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasının talep edilmediği halde, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; sanığın örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan TCK’nun 220/7 maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle açılan davasından sanığın beraatine, aynı kararla sanık …’ün uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan TCK’nun 188/3, 52/2, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 1.200 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla;

Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan usulüne uygun olarak açılmış bir kamu davası bulunmadığı halde, sanık hakkında kamu davası açılmamış olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

Yasaya aykırı olduğundan, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/01/2009 tarih ve 2007/425 Esas, 2009/503 Karar sayılı kararının, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bozulması, aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi gereğince de bir karar verilmesi, talep ve evrak tebliğ olunur.” denilerek, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05/04/2016 tarih 2016/266 değişik iş karar sayılı kararının bozulması istenmiştir.

C) Konunun Değerlendirilmesi:

CMK’nın 225. maddesinde “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” hükmü mevcut olup; CMK’nın 225. maddesi gerekçesi doğrultusunda Mahkeme dava edilmeyen bir fiil hakkında kendiliğinden yargılama yapamaz ve hüküm veremez. Bunun doğal sonucu, iddianamede gösterilen fiil hakkında hüküm kurulmasıdır.

Hükmün konusunu, iddianamede sınırları belirtilerek dava nedeni yapılan maddî olay (fiil) oluşturur. Diğer bir anlatımla, kamu davasının konusu ile hükmün konusu maddî olay (fiil) bakımından aynıdır. Hüküm, iddianamede gösterilen sanık ve ona yükletilen fiil hakkında kurulması gerektiğinden iddianamede sanık hakkında uyuşturucu madde temin yada ticaretine ilişkin fiil anlatılmadığı gibi TCK’nın 188. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi de bulunmadığı anlaşılmakla sanık hakkında 24/08/2007 tarihli iddianame ile TCK’nın 220/7 ve 53 maddeleri gereği cezalandırılması için kamu davası açıldığı halde, CMK’nın 225. maddesine aykırı olarak TCK’nun 188/3, 52/2, 53/1-2. maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

D) Karar: Açıklanan nedenlere göre;

İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28/01/2009 tarihli ve 2007/347 esas, 2009/30 sayılı kararının(İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/01/2009 tarih ve 2007/425 Esas, 2009/503 Karar) 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sanık …hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan TCK’nın 188/3, 52/2, 53/1-2. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün hükümden çıkarılmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 01.11.2017 tarihinde oy birliği ile, karar verildi.’’ Şeklindedir.


Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde  hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60