AD VE SOYADIN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI

Ad bir ferdin hayatı boyunca kullanacağı ve taşıyacağı bir özelliğidir. Bu nedenle onu kullanacak olan kişinin adını sevmek ve benimsemek istemesi en doğal haktır. Ad değiştirme istenilen davalarında bu nedenle, talep edenin arzusu ve isteği önem taşımaktadır. Haklı nedenin sınırı ileri sürülen neden ile alınmak istenen yeni adın toplumun değerlerine ve kanunun buyurucu kurallarına ters düşmeyen ve başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitici olmayan niteliklere sahip olması gerekmektedir. Ad değiştirmek isteyenler, yeni ad seçimlerinde bu kurallara uygun bir ad seçmeleri gerekmektedir.

Ad ve soyad,  bir kimseyi diğerlerinden ayıran bir unsurdur. Kişinin adı ve soyadı üzerindeki hakkı kişilik haklarından olup kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu hak bir başkasına devredilemez. Ad, aynı soyada sahip kişileri birbirinden ayırmaya yararken soyadı ise aynı aileden gelen fertleri belirlememiz açısından önem taşımaktadır.

Ad ve soyad kişiliğin tamamlayıcısı, ayrılmaz bir parçasıdır. Ad ve soyadın mevcut niteliği gereği onu taşıyan kişi tarafından benimsenmesi ve sevilmesi de o kişinin hayatını mutlu ve huzurlu devam ettirmesinde önem taşımaktadır. Bir kimsenin adını ve soyadını benimsememesi ve onu değiştirmek istemesi çok haklı bir sebeptir ve ayrıca en doğal hakkıdır.

          SOYADIN DEĞİŞTİRİLMESİ

  • Soyadı, bir kimsenin bir aileye bağlılığını ifade eder. Soyadı nesep bağı ile evlenme ya da evlat edinme gibi yollarla veya idari kararla da kazanılabilmektedir. Soyadı nüfus kütüğüne yazılmış olmakla belirlenmiş olur ve bu soyadını bir kimse dilediği gibi özgürce değiştiremez. Soyadın değiştirilmesi için haklı bir sebebin varlığı gerekmektedir.
  • Haklı sebepler tek tek sıralanmamıştır ancak Türk Medeni Kanunun dürüstlük kuralı gereğince bir kimsenin soyadını taşımamakta bir yarar görülüyor ise o halde soyadının değiştirilmesine izin verilmelidir. Ancak alınacak soyadı da gülünç, komik, edebe aykırı, aşiret, yabancı ırk ve millet isimlerinden, rütbe ve memuriyet bildiren isimlerden olmaması gerekmektedir.
  • Reşit olmayan çocuk reşit olana dek aile soyadını taşımak zorundadır. Çocuk reşit olduktan sonra soyadı değişikliği için dava açma yoluna gidebilecektir.
  • Ad ve Soyaddeğişikliği davaları münferit haklardan olması nedeni ile ancak şahsın kendisi kullanması gerekmektedir. Aksi halde kanuni temsilci tarafından kullanılması mümkün değildir.

 

ADIN DEĞİŞTİRİLMESİ

 

4721 sayılı TMK 27. Maddesinde yer almaktadır. Adın değiştirilmesi ancak haklı sebeplerin varlığı halinde hakimden istenebilmektedir. Hakim kararı olmaksızın adın değiştirilmesinin imkanı yoktur. Haklı bir sebebin varlığının da ispatı gerekmektedir. Kanunda belirtilen ad değiştirilmesi davası öz ad ve öz soyadı kapsamaktadır. Lakap ya da takma adın değiştirilmesi için mahkeme kararına gerek yoktur.

 

Adın değiştirilmesi kavramı içerisinde adın ve soyadın aynen yani tümüyle değiştirilmesi değil, adın bir harfinin kaldırılması, eklenmesi, ada bir kelime eklenmesi ya da kaldırılması hallerinde de söz konusu olacaktır. Adın yazılış şeklinin de değiştirilmesi gene adın değiştirilmesi kavramı içerisinde değerlendirilecektir.

 

Eğer ad kayıtlara olması gerekenden farklı, yanlış geçmiş ise adın yerine başka bir adın koyulması söz konusu olmadığından adın değiştirilmesinden değil adın düzeltilmesinden bahsedilecektir.

 

Ad bir ferdin hayatı boyunca kullanacağı ve taşıyacağı bir özelliğidir. Bu nedenle onu kullanıcak olan kişinin adını sevmek ve benimsemek istemesi en doğal haktır. Ad değiştirme istenilen davalarında bu nedenle, talep edenin arzusu ve isteği önem taşımaktadır. Haklı nedenin sınırı ileri sürülen neden ile alınmak istenen yeni adın toplumun değerlerine ve kanunun buyurucu kurallarına ters düşmeyen ve başkalarına veya çevreye zarar vermeyen, incitici olmayan niteliklere sahip olması gerekmektedir. Ad değiştirmek isteyenler, yeni ad seçimlerinde bu kurallara uygun bir ad seçmeleri gerekmektedir.

 

Haklı Sebeplere Verilecek Örnekler          : Çevresinde başka adla tanınıyor olmak, adın kötü bir ünü hatırlatıyor olması, küçük düşürücü olması, ekonomik zorunluluk olmak, dini değiştirmiş olmak, uyruğu değiştirmiş olmak gibi.

 

Değiştirilmek istenen ad ve soyadın niteliği hususunda Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumundan görüş alınması gerekmektedir. Her ne kadar görüş alınıyor olsa da yeni alınacak ismin bir anlamı olması zorunluluğu doğurmamaktadır. Kişiyi mutlu edecek ve onun benimsediği yeni ad, haklı nedenin varlığı halinde nüfusta kayıtlı bulunan adı ile her zaman değiştirilebilmektedir.

 

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasası’nın 36/1-b maddesiyle  aynı konuya ilişkin olarak nüfus kaydının düzeltilmesi davasının ancak bir kere açılabileceği ve ad değişikliği halinde, Nüfus Müdürlüğü’nün bu kişinin çocuklarının baba ve ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eş ve ergin olmayan çocukların soyadına ilişkin kaydın da düzeltileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hususa göre nüfus kaydı değişikliğine ilişkin davalar bir defa açılabilmekteydi. Ancak Yargıtay bu kesin sonucu kısmen de olsa değiştirmek için, ana ve baba tarafından açılan değişikliklerin, ilgili kişinin açtığı dava sayılamayacağı sebebi ile yumuşatmıştır.

 

GÖREVLİ MAHKEME

 

  • İsim değiştirme çekişmesiz yargı işi olarak düzenlenmiştir. HMK 383. Maddeye göre çekişmesiz yargı işinde görevli mahkeme aksine bir düzenleme yok ise Sulh Hukuk Mahkemesidir.
  • Ancak 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanun’ nun 36. Maddesinde ad ve soyad değişikliğine ilişkin özel düzenlemeler yer almaktadır. Aynı madde de kayıt düzeltmeye ilişkin olarak davaların Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği düzenlenmiştir.
  • Boşanma davasından sonra açılan ve boşanılan kocanın soyadını kullanmaya izin talep edilen davada görevli mahkeme aile mahkemesidir. Kocanın soyadını kullanmak isteyen kadının, kocanın soyadını kullanmada bir menfaati olduğunu ve kocanın soyadını kullanmasının kocaya zarar vermeyeceğini ispat etmesi gerekmektedir. O halde kadın, boşandığı kocasının soyadını kullanma talebini boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren en geç bir yıllık süre içerisinde aile mahkemesinden talep etmesi gerekmektedir. Bu süre zamanaşımı süresidir.

 

 

YETKİLİ MAHKEME

 

5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. Maddesinin 1/a bendinde, nüfus kayıtlarında gerçekleşecek düzeltme davalarının düzeltmeyi isteyen şahısların yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılacağı hükme bağlanmıştır. Ad ve soyad davalarında açılacak davalarda yetkili mahkeme, istem sahibinin yerleşim yerinde bulunan asliye hukuk mahkemesidir.

 

DAVACI-DAVALI

 

  • Adın değiştirilmesi hakkı, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olması nedeni ile davacı sıfatına da adı değişecek olan kişiye aittir. Dava ehliyeti olmayan kimseler için anne ve babanın velayeten dava açması mümkündür. Soyadını doğumla kazanan çocuk, ergin olduktan sonra TMK madde 27 deki sebeplere dayalı olarak soyadı değiştirilmesini hakimden talep edebilecektir.
  • Çocuğun adının konulması, velayet hakkından doğmamakta, genetik anne ve baba olmaktan kaynaklandığı için adın değiştirilmesi aynı zamanda yeni bir ad koyma istemi içerdiğinden velayet hakkı bulunmayan genetik anne veya babanın taraf sıfatını kazanmasının sağlanması gerekmektedir.
  • DAVALI olarak HMK öncesi dönemde Nüfus Müdürlüğüne husumet yönlendirilmekte ve Cumhuriyet Savcısına da ilgili olarak dava yöneltilmekteydi. HMK yürürlüğe girmesi ile adın değiştirilmesi davaları çekişmeli yargıdan çıkartılıp çekişmesiz yargı işleri arasında sayıldı. 01/10/2011 tarihinden sonra açılacak adın değiştirilmesi davalarında husumetin Nüfus Müdürlüğü’ne veya Cumhuriyet Savcılığına yöneltilmesi gibi bir zorunluluk yoktur. Sadece Nüfus Müdürlüğü maddi ilgili sıfatı ile duruşmada bulunması gerekir. Ancak bu davanın soy bağı ve mirasçılık durumlarını etkileyecek olan kimseler de davaya dahil edilmelidir.
  • Bir kimse babasının soyadını kullanmak isterse o halde babanın hakları etkileneceğinden davanın adı geçen kişiye yönlendirilmesi gerekmektedir.

 

İSPAT

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanun’nun 36. Maddesine göre Türk Medeni Kanunun’nun 27. Maddesine göre açılan davalar kamu düzenini ilgilendiren davalardır.

Bu nedenle adın değiştirilmesi hususunda haklı nedeni olduğunu iddia eden davacı davasını ispat etmek zorundadır. İspat yükü davacıdadır. Bir kimsenin kimlikte yazan dışında başka bir ad ile tanınıyor olması, genellikle tanık dinlenerek ispatlanmaya çalışılmaktadır.

 

YARGILAMA USULÜ

 

  • HMK 382 anlamında çekişmesiz yargı işlerindendir. Basit usul ile görülür.
  • Burada hakim inceleme yaparken adın değişmezliği ilkesinden vazgeçilmesini gerektirecek derecede üstün bir menfaatin bulunup bulunmadığını inceleyecektir.
  • Nüfus kaydının değiştirilmesine ilişkin davalar, nüfus müdürü veya görevlendirdiği memur önünde görülüp karara bağlanmaktadır.
  • Ayrıca avukata verilecek vekaletname de adın değiştirilmesi davasına ilişkin özel yetki verilmesi gerekmektedir.

 

ADIN DEĞİŞTİRİLMESİNE İTİRAZ

Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları kişiler veya resmi kurumlarca talep halinde Cumhuriyet Savcısı tarafından açıldığından, değiştirilmesi kararının kaldırılması davası da aynı kişiler tarafından değiştirme kararını veren asliye hukuk mahkemesinde açılıp karara bağlanacaktır.

İSTİNAF

  • Çekişmesiz yargı kararı olan bu karara sadece yargılama da yer alanlar değil aynı zamanda yargılamada yer almasa dahi hukuki yararı olan “maddi anlamda ilgililer” de kanun yoluna başvurulabilir. Kanun yoluma başvuru süresi kararı öğrenmeden itibaren iki haftadır.
  • Çekişmesiz yargı kararlarına karşı sadece istinaf yoluna gidilebilir temyiz yolu kapalıdır.
  • Kanunlarda aksine bir hüküm mevcut olmadıkça çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda bir kesin hüküm oluşturmazlar bu nedenle maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığı için yargılamanın yenilenmesi istenemeyecektir.

 

Davayı açmadan önce alanında uzman bir avukattan ofisinde mesleki danışmanlık almanız önerilir.