AVUKAT OLMAK

Avukat kelimesi Fransız kökenli bir kelimedir. Eski Roma medeniyetinde avukatlık mesleğini üzerine almış bulunan mümtaz ve ateşli hatip kişilere Advocatus (üstün, ayrıcalıklı ve güzel konuşan) ismi verilmiş ve avukatlık kelimesi bu latince kökenli kelimeden türemiştir. 

Hukuk fakültesinde okumaya çok küçük yaşta karar vermiştim. Daha ilkokuldayken sürekli soru sorar her şeye bir cevabım olurdu. İlk okul öğretmenimin “Sen büyüyünce avukat ol” demesiyle, avukatlık mesleğine merakım başladı.  Aynanın karşına geçer “Avukat Sevin.” “Doktor Sevin.” “Öğretmen Sevin” diyerek, söylendiğinde beni en çok heyecanlandıran mesleği keşfini yaptığımı hatırlıyorum. Evet, avukat olarak seslenilmek beni heyecanlandırıyordu. Okumak benim için bir tutkuydu zaten, kalın kitapları okuyacak olmam hiç bir zaman gözümü de korkutmamıştı. Hatta hukuk fakültesine gittiğimi, kütüphanelerde gezindiğimi, hukuk kitaplarını okuduğumu düşlemişliğim çoktur.

Öyle de oldu. Hukuk fakültesine gittiğimde ilk işim kendime her renkten fosforlu kalemler almak oldu. Sürekli yeni kitaplar almakla ve  her yeri farklı farklı fosforlu kalemlerle çizilmiş sayfalarla geçti öğrenciliğim. Hayatımda üniversite de okuduğum kadar çok kitap okumuşluğum yoktur. Benim gibi bir çok meslektaşımın da aynı yollardan geçtiğine de eminim.“Bu kitapların hepsini okudunuz mu?” Sorusunun cevabı “evet, çoğunu okuduk” ama avukat olarak artık bir kitabı oturup baştan okumuyoruz tabi ki, davamızla ilgili notlarımıza bakıyor, tekrarlar yapıyoruz. Lakin avukat olunca da  sadece kitap okumakla da bitmiyor işimiz.

Hukuk canlı ve dinamiktir. Asla yerinde durduğu gibi durmaz, sürekli değişir, gelişir. Mezun olduğumuzun ertesi günü  kanunların değiştiği veya bir konuda yeni kararlar verildiği olmuştur. Zannedildiği gibi “Hiç böyle bir dava aldınız mı?” değildir. Ülkemizde çok sayıda ve çeşitte davalar mevcut olup bu sebeple de çok fazla yeni kararlar alınmakta. Bazen alınan kararlardan dönülmekte ve  farklı görüşler ileri sürülmekte. Her dava ilk dava, her dava yenidir. Aynı konularda açılan davalarda dahi, davaların kendi içerisindeki kendine has içerikleri nedeni ile farklı kararlar verilebilmekte. O yüzden her davayı önce ele alırız, vakada ne olmuş, vekili olduğumuz kişi bizden ne istemekte ve ne talep etmekte, biz bu talebi yerine getirmek için nasıl bir yol izlemeliyiz, bu yönde ne tür değişiklikler olmuş ve ne tür kararlar verilmiş araştırırız.  Yani avukat kimliğimiz yanında araştırmacı bir kimliğimiz vardır. Adeta bir gazeteci gibi işin peşine düşer, doğru kaynaktan doğru bilgiyi almak için günlerce araştırma yaparız. Karar akışlarını sürekli takip etmemiz gerekir, bunun için bir çok avukat karar aramak ve kararlara, kanunlara hızlı ulaşmak için çeşitli programlar satın almakta ve karar takipleri yapmaktadır.

Eğitim de bitmiyor. Sürekli eğitimler almaya devam ediyoruz. Türkiye Barolar Birliğinin düzenlediği eğitimlerin yanı sıra İl Barolarının da düzenlediği seminerlere katılıyoruz. Zaman zaman onlar da yeterli olmuyor ücreti ile eğitimler satın alıyoruz. Yapılan değişiklikler, düzenlenmeler için eğitimleri dinliyoruz ve notlarımızı alıyoruz. Eğitimlere ve araştırmalara rağmen müvekkiller bazen öyle spesifik bir sorun ile gelir ki, daha önce ne araştırılmış bir konudur ne de emsali çok fazla olan bir iştir. O zaman hukuk mantığımız ile hareket eder ve belki de bir konuda emsal oluştururuz.

Meslektaşlar olarak “Akıl akıldan üstündür.”der davalar hakkında fikir teatisinde bulunduğumuz olur ve davalar hakkında birbirimize yol gösterici oluruz. Bu sebepledir ki iki avukat bir araya gelse sohbetin sonu mutlaka bir davaya bağlanır.

Bunların yanı sıra bir avukatın müvekkilini anladığını ona hissettirebilecek asgari düzeyde insan ilişkilerini ve psikolojisini bilmesi,  iyi bir dinleyici olması gerekir. Zaman zaman kriz anlarını yönetmemiz gerekir zaman zaman ise arabulucu olmamız gerekir. Herkes davasında haklıdır, ama bir taraf kazanır. Haklı olduğunu düşünen bir kişiye haklı görülmediğini ve sebeplerini anlatmak da bize düşer. Kimse mutlu olduğu için, her şeyi yolunda gittiği için avukata gelmez.  En başta iyi dert dinlemek ve müvekkilin ne istediğini anlamak gerekir. Bazen de gerçekte ne istediğini anlamak ve ona onu göstermek gerekir.

İşimiz temsil olduğu için güzel ve temiz giyinmek, diksiyonumuza dikkat etmek ve beden dilimizi iyi kullanmamız gerekir. Diksiyon ve beden dili için de eğitim aldığımız oluyor. Müvekkillerimizin uğradığı haksızlığı aksettirmek, ne istediğimizi bildiğimizi karşı tarafa göstermek için bir çok konuda kendimizi geliştirmeliyiz. Bir davanın akabinde çok çalışıp çok yorulmak ama hiç yorulmamış gibi dimdik bir duruşla davayı ve süreci yürütmek gerekir.

Tabi evrak işlerimiz de asla bitmez, ofis işlerimizi de takip ederiz, bir sekreter gibi süreleri ve duruşmaları not ederiz, günü planlarız. Telefonu hiç susmayan mesleklerden biridir. Asla özel hayatınız olduğu düşünülmez. Tatile gittiğiniz de dahi, işi savsakladığımız düşünülür. Oysa ki her insan gibi dinlenmek, gezmek veya hiçbir şey yapmamak hakkımızdır. Tabi her iş her müvekkile göre acildir.

Tabi bir de teknolojik gelişmelerle çoğalan bilgi kirlilikleri nedeni ile avukata danışılmadan yapılan ve dönüşü zor hatta imkansız hatalar vardır. Tıp okumadan internette edinilen bilgi ile nasıl ki ameliyata girilemez ise davaya da hukuk okumadan bir avukat gibi hazırlanmanız mümkün değildir. Avukat tutma zorunluluğu yoktur ama en azından danışılmadan iş yapılmaması gerekir.

Bu mesleğin zorlukları olduğu kadar elbet ki bir onuru ve saygınlığı vardır. Biz avukatlar sesi olmayanın sesi, dili olmayanın dili oluruz. Kendisini ifade edemeyenlerin, hak arayamayanların hak avcıları oluruz. Temsil ettiğimiz müvekkillerimiz uğruna yeri gelir uykusuz kalır, zaman zaman davanın doğrudan tarafı olmasak da tehditlere, hakaretlere ve hatta maalesef şiddete uğrarız. Hak ve Adalet Bayrağını elinden düşürmeyen tüm avukatların kıymetinin bilinmesini diliyorum.

Belki TDK da avukatlık mesleği, Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse, olarak tanımlanmışsa da avukatlık çok şey demektir.