ORTAK ALANA MÜDEHALE

KAT MÜLKİYETİ NEDİR?

ORTAK ALANLARA MÜDEHALE İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARINA İLİŞKİN YAZI İÇİN TIKLAYINIZ.

Kat mülkiyeti tanımı KMK madde 1 de şu şekilde tanımlanmıştır:

Madde 1 – Tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkan, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanları üzerinde, o gayrimenkulun maliki veya ortak malikleri tarafından, bu kanun hükümlerine göre, bağımsız mülkiyet hakları kurulabilir.

Yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir yapının, birinci fıkrada yazılı nitelikteki bölümleri üzerinde, yapı tamamlandıktan sonra geçilecek kat mülkiyetine esas olmak üzere, arsa maliki veya arsanın ortak malikleri tarafından, bu kanun hükümlerine göre irtifak hakları kurulabilir.

Kat mülkiyeti, arsa payı ve ana taşınmazdaki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir.

KAT MÜLKİYETİ HANGİ ŞARTLARDA UYGULAMA ALANI BULUR?

Bir yapı veya yapılarda kat mülkiyetinin kurulabilmesi için öncelikle aşağıdaki koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. 

1- Yapı veya yapılar bir arsa üzerinde bulunulmalıdır.

2. Yapıların tamamı kagir olmalıdır.

3. Yapılar tamamlanmış olmalıdır.

4. Yapılarda yer alan her bir bağımsız bölüm başlı başına kullanılmaya elverişli olmalıdır.

KMK madde 3, aynı parselde birden çok yapıları kat mülkiyeti kapsamına almıştır.

Birden çok imar parseli üzerinde kurulmuş olan toplu yapı uygulamasının özellikle ortak yer ve tesisleri ile bağlantılı birden çok yapının yönetimi, ortak giderleri, bağımsız bölüm malikleri arasındaki ilişkiler açısından ortak giderleri, bağımsız bölüm malikleri arasındaki ilişkiler açısından da meydana gelen uyuşmazlıkların ve sorunların kat mülkiyeti kapsamı içerisinde çözülebilmesi için Toplu Yapıya İlişkin Özel Hükümler bölümü eklenmiştir.

KMK Madde 66 – (EKLENMİŞ MADDE RGT: 28.11.2007 RG NO: 26714 KANUN NO: 5711/22)
Toplu yapı, bir veya birden çok imar parseli üzerinde, belli bir onaylı yerleşim plânına göre yapılmış veya yapılacak, alt yapı tesisleri, ortak kullanım yerleri, sosyal tesis ve hizmetler ile bunların yönetimi bakımından birbirleriyle bağlantılı birden çok yapıyı ifade eder.

Toplu yapı kapsamındaki imar parsellerinin bitişik veya komşu olmaları şarttır. Ancak bu parseller arasında kalan ve imar plânına göre yol, meydan, yeşil alan, park, otopark gibi kamuya ayrılan yerler için bu şart aranmaz. Toplu yapı kapsamındaki her imar parseli, kat irtifakının veya kat mülkiyetinin tesisinde ayrı ayrı dikkate alınır. Ancak, toplu yapı birden fazla imar parselini içeriyorsa, münferit parseller üzerinde toplu yapı hükümlerine tâbi olacak şekilde kat mülkiyeti ilişkisi kurulamaz.

Yapılar tamamlandıkça, tamamlanan yapılara ilişkin kat irtifakları kat mülkiyetine çevrilebilir.

Bu maddeden anlaşıldığı üzere toplu yapı kapsamındaki imar parsellerinin bitişik veya komşu olma şartı aranmaktadır.

KMK Madde 50 – Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra Medeni Kanuna ve diğer kanunlara göre, bir gayrimenkulün paydaşlarından birinin o gayrimenkulün bir bölümünden kat maliki gibi tek başına faydalanmasını sağlamak için irtifak hakkı kurulamaz.

Tümü kargir olmıyan yapılarda kat mülkiyeti kurulamaz.

Tabanı, tavanı ve tüm duvarları beton, taş, tuğla gibi yanıcı olmayan maddelerden inşa edilen yapılara tam kagir adı verilir. Tamamen veya kısmen ahşap olan yapılarda kat mülkiyeti kurulamaz; kurulmuş şse kat mülkiyetinin iptali ile ortak mülkiyete geçirilmesi gerekir.

KMK Madde 12:

(1)Kat mülkiyetinin kurulması için, anagayrimenkulün kat mülkiyetine çevrilmesi hususunda o gayrimenkulün maliki veya bütün paydaşlarının aşağıda yazılı belgeler ile birlikte tapu idaresinde istemde bulunması gerekir:

(DEĞİŞİK BENT RGT: 10.03.2018 RG NO: 30356 KANUN NO: 7099/5) (KOD 3) (KOD 2)

a) Anagayrimenkulde, yapı veya yapıların dış cepheler ve iç taksimatı bağımsız bölüm, eklenti, ortak yerlerinin ölçüleri ve bağımsız bölümlerin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleriyle oranlı arsa payları, kat, daire, iş bürosu gibi nevi ile bunların birden başlayıp sırayla giden numarası ve bağımsız bölümlerin yapı inşaat alanı da açıkça gösterilmek suretiyle, proje müellifi mimar tarafından yapılan, yetkili kamu kurum ve kuruluşlarınca anagayrimenkulün maliki veya bütün paydaşlarının imzaları alınarak onaylanan ve elektronik ortamda tapu müdürlüğüne gönderilen mimarî proje ile yapı kullanma izin belgesi.

Yapıların tamamlanmış sayılabilmesi için KMK 12 (a) bende uyarınca belediyece verilen yapı kullanma belgesinin alınması gerekmektedir. Ana taşınmaz üzerindeki ana yapı ve içindeki her bir bağımsız bölümün yapımı tamamlanmış olmadıkça belediyece tamamına kullanma izni verilmesine ve yapının tamamı için kullanma izin belgesi alınmadan kat mülkiyetine geçilmesine olanak yoktur.

Bir bölümü yapılmış ve bitmiş olan bir yapıda, bu bölüm kullanılmaya elverişli olsa ve kullanma izni alınmış bulunsa bile kat mülkiyetine geçme olanağı yoktur.

ORTAK YERLER VE KULLANMA HAKKI NE DEMEKTİR?

Ortak yerler, ana taşınmazın bağımsız bölümleri dışında kalan  korunma, ortaklaşa kullanma ve yararkanmaya yarayan yerlerdir. Bağımsız bölüm dışında kalan denilmişse de bağımsız bölümün dış duvarları, bağımsız bölümün içerisinde bulunan taşıyıcı nitelikteki bbölme duvarları işlevleri gereği yapının sağlamlığının korunması olması nedeni ile de ortak yerlerden kabul edilir.  Yine yer ve alan olarak dar anlamda okumamak gerekir. Kalorifer, su, havagazı, doğalgaz ve elektrik tesisleri gibi nesneler de ortak yer sayılır.

Anataşınmazın tüm ortak yerlerine arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olan kat malikleri, bu yerlerde kullanma hakkına sahiptirler.

Ortak Yerler

KMK Madde 4 – Ortak yerlerin konusu sözleşme ile belirtilebilir. Aşağıda yazılı yerler ve şeyler bu kanun gereğince her halde ortak yer sayılır.

a) Temeller ve ana duvarlar, (EKLENMİŞ İBARE RGT: 28.11.2007 RG NO: 26714 KANUN NO: 5711/2) taşıyıcı sistemi oluşturan kiriş, kolon ve perde duvarlar ile taşıyıcı sistemin parçası diğer elemanlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, tavan ve tabanlar, avlular, genel giriş kapıları, antreler, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar ve buralardaki genel tuvalet ve lavabolar, kapıcı daire veya odaları, genel çamaşırlık ve çamaşır kurutma yerleri, genel kömürlük ve ortak garajlar, elektrik, su ve havagazı saatlerinin korunmasına mahsus olup bağımsız bölüm dışında bulunan yuvalar ve kapalı kısımlar, kalorifer daireleri, kuyu ve sarnıçlar, yapının genel su depoları, sığınaklar,

b) Her kat malikinin kendi bölümü dışındaki kanalizasyon tesisleri ve çöp kanalları ile kalorifer, su, havagazı ve elektrik tesisleri, telefon, radyo ve televizyon için ortak şebeke ve antenler sıcak ve soğuk hava tesisleri,

c) Çatılar, bacalar, genel dam terasları, yağmur olukları, yangın emniyet merdivenleri.

Yukarıda sayılanların dışında kalıp da, yine ortaklaşa kullanma, korunma veya, faydalanma için zaruri olan diğer yerler ve şeyler de (Ortak yer) konusuna girer.

Ortak yerler sözleşme ile belirlenebilen yerler ve yasa da belirtilmiş olan mutlak olan ortak yerler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Sözleşme ile belirlenen ortak yerlerde bir bağımsız bölüm dahi ortak yer olarak kararlaştırılabilir. Ortak yerlerin sözleşme ile belirlenmesinde plan ve projede açıkça ortak yer olduğu belirtilmesine ve onaylı olmasına bağlıdır. Onaylı projede ortak yer olarak belirtilmiş ancak sözleşmede belirtilmemiş ise o halde onaylı proje esas alınır. Sözleşme ile ortak yerlerin belirlenmesinde yasa da belirtilen ortak yerlerin dışında kalanlar için mümkündür. Kanun koyucu sözleşme de belirlenebilecek ortak yerleri ortak yerler bölümü düzenlenerek, mutlak olan ortak yerleri belirleyerek sınırlandırmıştır yani bu ortak yerlerin niteliğinde sözleşme ile değişiklik yapılamayacaktır. “Ortak” veya “Genel” kavramı ile kanunda belirtilen yerler zorunlu ortak yerler olarak anlaşılabilir.

Yasa gereği ortak yerler olarak sayılan yerlerin bir kısmı örnek vermek gerekirse temeller, ana duvarlar, kolonlar, kirişler, ana giriş kapıları vb. zorunlu ortak yerlerdir. Bunlar yapısı ve niteliği gereği zorunlu ortak yerler arasında sayılırlar. Ancak yasada sayılan kömürlük,garaj,bahçe , depo gibi ortak yerler temel yapıları engellemediği müddetçe sözleşme ile statüleri değiştirilebilmektedir.

TERAS için ise, terasın bir kısmı projeye uygun biçimde genel teras olarak ayrılmış ve merdiven sahanlığından bu yraya çıkış sağlanmış ise , bu kısımdan tüm maliklerin yararlanabilecektir. Buna karşın, projesine göre terasa ancak çekme katın içinden geçilerek girilebiliyorsa  terasın tüm kat maliklerince doğrudan kullanılması düşünülemez. Bu statüde bir teras ortak yer olarak sayılmakla birlikte yararlanma hakkı çekme kat sahibinindir. Ancak Tv anteni takılması gibi durumlarda çekme kat sahibinin uygun zamanlarda terasa çıkma izni vermelidir.

ORTAK YERLERDE MÜDEHALEDE HUSUMET

KMK Madde 18 – Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.

Bu kanunda kat maliklerinin borçlarına dair olan hükümler, bağımsız bölümlerdeki kiracılara ve oturma (Sükna,) hakkı sahiplerine veya bu bölümlerden herhangi bir suretle devamlı olarak faydalananlara da uygulanır; bu borçları yerine getirmiyenler kat malikleriyle birlikte, müteselsil olarak sorumlu olur.

T.C. YARGITAY 18. Hukuk Dairesi Esas No: 2001/2644 Karar No: 2001/4360 Karar Tarihi: 01.05.2001

Dava, anataşınmazda kat mülkiyeti kurulduğu sırada mevcut olmadığı ileri sürülen 31 No.lu bağımsız bölüm için ayrılan arsa payının iptali ile öteki bağımsız bölümlere arsa payları oranında özgülenip tescil edilmesi; karşı dava ise, bu 31 No.lu bağımsız bölümün harap olması ve yasada öngörülen süreler içinde yeniden yapılmamış bulunması nedeniyle anataşınmazdaki kat mülkiyetinin kendiliğinden sona erip ortak mülkiyete dönüştüğü savıyla taşınmazın aynen taksimi, olmazsa satılması yoluyla paydaşlar arasında ortaklığın giderilmesi; istemlerine ilişkindir.

Getirtilen tapu kaydında, üzerinde kat mülkiyeti kurulmuş olan 12 parsel sayılı 2674 m2 alanlı anataşınmazda 30 bağımsız bölümden oluşan “bahçeli kargir apartman” ile 31 No.lu “Bahçede kargir ev” kayıtlı olmasına karşın, bilirkişi raporlarında da saptandığı gibi, şahsi irtifak hakkı tesisi ve kat mülkiyeti kurulmasına esas alınan 18.12.1964 onay tarihli proje ile vaziyet planı ve yapı kullanma belgelerinde anataşınmazda 10 dükkan ve 20 daire olmak üzere 30 bağımsız bölümden oluşan (bodrum + zemin + 4 normal katlı) anayapının yer aldığı, dava konusu edilen ve 31 bağımsız bölüm No.su ile tapuya tescil olunan “bahçede kargir ev”in gösterilmediği, yine 23.9.1965 muayene tarihli olup İstanbul Belediye İmar Müdürlüğü’nce verilen 10.7.1965 günlü “yapı muayene raporu”nda da 30 bağımsız bölümlü (bodrum + zemin + 4 normal katlı) yapının tamamlandığı, parsel içindeki ikinci binanın (bahçedeki kargir evin) yıkılmış olduğu belirtilmiştir. Bu duruma göre, anataşınmazda kat mülkiyetinin kurulduğu 23.1.1968 tarihinde, 956/2674 arsa payı verilerek tapuya 31 No.lu bağımsız bölüm olarak tescil edilen “kargir ev”in mevcut olmadığı, kat mülkiyetinin kurulmasından önce yıkılmış olduğu ve bir daha da yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Gerek Kat Mülkiyeti Yasasının yürürlüğünden önce tesis edilen şahsi irtifak haklarının kat mülkiyetine çevrilmesini ayrıcalıklı biçimde düzenleyen 634 sayılı Yasanın 51. maddesi hükmünce, gerekse anılan Yasanın öngördüğü normal yollarla olsun; bir taşınmazda kat mülkiyeti kurulabilmesi için üzerindeki yapı ya da yapıların tamamlanmış olması ve bağımsız bölümlerinin başlıbaşına kullanılmaya elverişli durumda bulunması gerekir. Bu temel unsur fiilen gerçekleşmiş olmadıkça anataşınmazda kat mülkiyeti kurulamaz.

Bir arsa üzerinde birden çok yapının varlığı halinde, yapımı tamamlanmış olan ve en az sekiz bağımsız bölümü kapsayan yapılarda kat mülkiyetine geçilebileceğini öngören Kat Mülkiyeti Yasasının Ek 3. maddesi hükmü de gözetildiğinde, 12 No.lu parsel üzerindeki yapımı tamamlanmış olan 30 bağımsız bölümlü kargir yapıda kat mülkiyetine geçilmiş olmasında yasaya aykırılık yoktur. Ancak, aynı taşınmaz üzerindeki “kargir ev”in, kat mülkiyetinin kurulduğu tarihten önce yıkılmış olduğu, sonrasında da yapılmadığı ve halen de mevcut olmadığı saptandığına göre, bu yapıda şahsi irtifak hakkının kat mülkiyetine çevrilmesi işleminin geçerliliğini yitirdiği sonucuna varılmalıdır. Nitekim, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 8.12.1965 gün ve 1392 sayılı “izahname”sinde açıklandığı üzere, MK.nun 753. maddesi uyarınca bir taşınmaz üzerinde şahsi irtifak hakkı tesis edilen yapı tamamlanmamış veya henüz yapılmamış ise, Tapu Yasasının 6217 sayılı Yasayla değişik 26. maddesi hükmünce tapu kütüğüne şerh tarihinden itibaren beş yıl sonra şahsi irtifak hakkı vaadi hükümsüz kalır. Dava konusu edilen “kargir ev”, şahsi irtifak hakkının tesis edildiği tarihten hemen sonra yıkılmış ve bir daha da yapılmamış olduğuna göre, şahsi irtifak hakkının ve giderek var olmayan bu yapıda kurulun kat mülkiyetinin geçerliliğini yitirdiği ve buna özgülenmiş olan arsa payının açıkta kaldığı kabul edilmelidir.

Bu durumda, var olmayan “kargir ev”e ayrılmış bulunan 956/2674 oranındaki arsa payının iptali ile Kat Mülkiyeti Yasasının 5. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “anataşınmazda kat mülkiyetine bağlanmamış arsa payı bırakılamaz” emredici kuralı da gözönünde tutularak iptal edilen bu payın (uzman bilirkişi aracılığıyla saptanacak değeri karşılığında) diğer bağımsız bölümlere arsa payları oranında özgülenerek arsa paylarının yeniden düzenlenmesi suretiyle tapuya tesciline, her bir bağımsız bölüme eklenen arsa payına isabet eden bedelin kat maliklerinden alınıp payı iptal edilen malike ödenmesine karar verilmesi gerekir.

Davalılar ve karşı davacı vekilleri Kat Mülkiyeti Yasasının 47. maddesine dayanarak, üzerinde kat mülkiyeti kurulmuş olan anataşınmazdaki 31 No.lu bağımsız bölümün harap olduğunu ve anılan maddede öngörülen süreler içinde yeniden yapılmadığını, böylece kat mülkiyetinin ortak mülkiyete dönüştüğünü öne sürerek, taşınmazdaki ortaklığın giderilmesini istemiş iseler de, yukarıda belirtildiği üzere 31 bağımsız bölüm No. lu “kargir ev”in kat mülkiyeti kurulmadan önce yıkılıp yok olduğu olgusu karşısında 47. maddenin burada uygulanmasına olanak yoktur. Çünkü, anılan madde hükmü bir bağımsız bölümün kat mülkiyeti kurulduğu tarihte var olup da sonrada harap olması durumuna özgü düzenlemeler içermektedir. O nedenle mahkemece, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine.

Davacılar M. F. ve arkadaşlarınca açılan davada, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm kurulması gerekirken, varit olmayan gerekçelerle ve taraflar arasındaki uyuşmazlığa çözüm getirmeyen bir biçimde -karşı dava ile birlikte- bu davanın da reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Birden çok parsel üzerinde kurulu sitede, aynı parselde bağımsız bölüm maliki olan yönetici ile kat maliki arasındaki uyuşmazlık Kat Maliki Yasası Kapsamındadır. (Y.18 HD. 02/11/1998 T. 1998/10445 E. 1998/118998 K.)

Anataşınmazdaki bağımsız bölümler tapuda yapı kooperatifi adına kayıtlı olsa bile, kura çekilmiş ve fiilen bireysel mülkiyete geçilmiş ise kat mülkiyeti yasası hükümleri uygulanacaktır. (Y. 18 HD.30/06/1994 T. 1994/5855 E. 1994/9098 K.)

Kat Maliki olmayan ya da bağımsız bölümden herhangi bir nedenle sürekli yararlanan kişi konumunda bulunmayan bir kimsenin gerçekleştirdiği ileri sürülen “projeye aykırılığın” giderilmesi ve eski hale getirilmesi davasında KMK hükümleri uygulanmaz.(Y.18 HD. 26/04.1999 T. 1999 /3482 E. 1999/5128 K.)

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın KMK den kaynaklanmaması davanın reddini gerektirmez. Hakim uyuşmazlığa uygulanacak yasa hükümlerini, tarfaların istemi ile bağlı olmaksızın resen belirler. (Y.18 HD. 10.02.1998 T. 197/12164 E. 1998/969 K.)

( Y. 18 HD. 4/11/1997 T. 1997/8448 E. 1997/10208 K.)

Uyuşmazlık, bir bağımsız bölümün bir odasının diğer bağımsız bölüme katılması sureti ile vaki müdahaleden kaynaklanmaktadır. Ortak yerlere müdahale söz konusu olmayan hallerde, Kat Mülkiyeti Kanunun 13. Maddesinin 4. Ve 5. Fıkralarına göre hukuken her biri ayrı taşınmaz ve çaplı tasarruf belgesi konusu olan bağımsız bölümlerin malikleri arasında gerçekleşen bu tür uyuşmazlıklar kat mülkiyeti hükümlerine göre değil, genel hükümler çerçevesinde düzenlenir.

T.C.
YARGITAY
. Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/18-3018
Karar No: 2022/6
Karar Tarihi: 18.01.2022
Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 13.01.2014 tarihli ve 2013/16329 E. 2014/71 K. sayılı
kararı ile; “…Kat Mülkiyeti Yasasının 18. maddesi hükmü uyarınca kat malikleri bağımsız bölümlerini
ve eklentileri ile ortak yerleri kullanırken doğruluk kurallarına uymak, özellikle birbirini rahatsız
etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla karşılıklı olarak
yükümlüdürler; kat maliklerinin borçlarına dair hükümler bağımsız bölümlerdeki kiracılara ve oturma
hakkı sahiplerine veya bu bölümlerden herhangi bir suretle devamlı olarak yararlananlara da uygulanır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden, kat mülkiyetli anataşınmazın tapu kütüğünde tescilli olan yönetim
planının 45/e maddesinde “Kat malikleri kendi bağımsız bölüm ve eklentileri ile toplu yapı ortak
alanlarında ve villa kullanım alanlarında tavuk, koyun, keçi vs. kümes ve ahır hayvanları
besleyemezler. Yüksek katlı binalarda kedi, köpek gibi evcil hayvanlar beslenemez.” hükmünün
bulunduğu ve yönetim planının ilgili bu maddesi uyarınca köpek beslenmesinin yasaklanmış olduğu
dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın
reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle kararın bozulmasına karar
verilmiştir.

. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18. maddesi “Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini,
gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız
etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak
yükümlüdürler.
Bu kanunda kat maliklerinin borçlarına dair olan hükümler, bağımsız bölümlerdeki kiracılara ve
oturma (Sükna,) hakkı sahiplerine veya bu bölümlerden herhangi bir suretle devamlı olarak
faydalananlara da uygulanır; bu borçları yerine getirmeyenler kat malikleriyle birlikte, müteselsil
olarak sorumlu olur…” şeklinde düzenlenmiştir.

Genel hukuk kurallarına göre sözleşme, yalnız ona taraf olanları ve yasal haleflerini bağlayıcı iken, kat
mülkiyeti hükümleri uyarınca tapuya verilmesi zorunlu olan ve kat mülkiyeti kütüğünün beyanlar
hanesinde gösterilmesi gereken yönetim planı, onu imzalayan tüm kat maliklerini olduğu gibi,
sonradan bağımsız bölüme malik olanları veya ondan yararlananları (külli-cüzi haleflerini), yönetici ve
denetçileri bağlayan bir sözleşme hükmündedir. Bu niteliği gereği yönetim planı, yöntemince iptal
edilmiş olmadıkça veya anataşınmazda kat mülkiyeti sona ermedikçe üzerinden ne kadar süre geçerse
geçsin (zamanaşımına uğramaksızın) geçerlidir ve bağlayıcılığını korur

Bu nedenle hayvanların gerek bağımsız bölümlerde gerek ortak alan ve eklentilerinde bulundurulup
bulundurulamayacağına ilişkin meselede öncelikle yönetim planı incelenmelidir.

ihtarname 15.06.2011 tarihinde davalı site sakininin eşine tebliğ edilmiştir.

Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara,
bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özelikle Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 28.
maddesinde yönetim planının bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmünde olduğu
belirtilerek anataşınmazın yönetim tarzı, kullanma maksat ve şekline ilişkin anlaşmazlıkların
çözümünde öncelikle yönetim planında mevcut hükmün uygulanması öngörüldüğünden ve yönetim
planının 45/e maddesi uyarınca yüksek katlı binalarda köpek beslenemeyeceği hükmü karşısında
Hukuk Genel kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki
kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.


Özşeker Hukuk Bürosu, Muğla İli Bodrum İlçesinde  Av. Sevin Özşeker Karabudak tarafından kurulmuştur. Hukuk Büromuzda Av. Derin Özşeker ve Av. Sevin Özşeker Karabudak olmak üzere iki avukat tarafından dosyalar takip edilmektedir. Kurulduğu günden itibaren müvekkillerinin hukuki problemlerine kısa zamanda yaratıcı ve etkili çözümler üretmeye çalışmakta ve müvekkillerin hukuki sorunlarını memnun kalabilecekleri en iyi şekilde sonuçlandırmak üzere çalışma sürdürmeye özen göstermekteyiz. Dinamik bir bakış açısı ve sürekli eğitimler ile kendimizi yenilemeye yönelik yaptığımız çalışmalar neticesinde hukuk büromuz ;Gayrimenkul Hukuku, Kira Hukuku, Miras Hukuku, Ceza Hukuku, İş Hukuku, İcra iflas Hukuku, Aile Hukuku ,Ticaret Hukuku, İdare Hukuku, Sigorta Hukuku ve diğer pek çok alanda avukatlık ve danışmanlık hizmetleri  sunmaktayız.

UYARI NOTU: Yazılar,  hukuk eğitimlerinden (kongre, seminer vs.) edinilen bilgiler ile Yargıtay İçtihatlarından ve Akademik kitaplardan faydalanmamız neticesinde merak edilen hususları kısa ve özet olarak açıklığa kavuşturmak adına yazılmaktadır. Kesinlikle avukat danışmanlık anlamına gelmemekte ve hukuki sorunların mutlaka alanında uzman bir avukat tarafından görüşülerek takip edilmesi gerekmekte olduğunu bildirmekteyiz. Hukukun canlı ve dinamik olması ve değişen kanun ve yargıtay içtihatları nedeni ile yazılarımızın günceliğini teyit etmenizde fayda olduğunun altını çizmekte, paylaşılan bilgilerin tarihi kontrol edilmek sureti ile, yazılan günün şartlarına göre ve o gün edinilen bilgiler doğrultusunda oluşturulduğunu unutmamanızı öneririm. Paylaştığımız genel hukuki bilgilerin  ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Yazılanın aksine yargıtay kararı, kanun metni mevcut ise tarafımıza whattsapp uygulaması üzerinden paylaşılmasını önemle rica ederiz.

Web sitesi içerisindeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Avukat Sevin Özşeker Karabudak’a ve Av. Derin Özşeker ‘e  aittir. Web Sitesi içerisinde paylaştığımız genel hukuki bilgiler ve yargıtay kararlarının kullanılması halinde oluşabilecek mağduriyetlerden tarafımız hiçbir sorumluluk almamaktadır.  Bu web sitesindeki makale ve içeriklerin izinsiz olarak başka sev sitelerinde paylaşılması ve kullanılması halinde   cezai işlem yapılacaktır. Yazılar bilgi vermek amacı ile paylaşılmakta olup konu ile ilgili  avukattan ofisinden danışmanlık alınması gerekmektedir. Her konu kendi içerisinde farklıdır. Yazıların kullanılmasından kaynaklı mağduriyetten tarafımız sorumluluk almamaktadır. Hukuk büromuz Bodrum’da görev yapmaktadır. Genellikle Bodrum’daki uyuşmazlıklarla ilgili davalara bakılmaktadır. Bodrum Avukatları olarak Muğla Barosuna bağlı avukatlarız. Ayrıntılı bilgi için 0530 434 48 48 – 0536 930 52 60